Selami SAYGIN
Selami SAYGIN
2019 Karabekir yılı ilan edilmelidir
18 Ocak 2019 Cuma / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Milli Mücadeleyi sahiplenme ve bir kişinin eseri ya da işi saymak gibi çok hatalı ve yersiz bir ısrar yaklaşık yüz yıldan beri sürdürülmektedir. Oysa bu mücadelenin adı bile bu ısrarın isabetsizliğini ortaya koymaktadır. Madem ki mücadelenin adı “milli’dir” o halde bu mücadeleyi de bir kişinin eseri saymak, mücadelenin her safhasını sadece bir kişinin yetenekleri ile açıklamak tarih dışıdır, bilim dışıdır.
 
Milli Mücadelenin mahiyetini anlamayı kolaylaştıracak en önemli işlerden birisi ne zaman ve nasıl başladığıdır. Elbette Suriye Cephesindeki o büyük yenilginin ardından, savaşın son kırk gününde dört ülkeyi (Filistin, Lübnan, Ürdün ve Suriye) Yıldırım Ordularının özellikle 7. Ordunun kaybetmesinin ardından Osmanlı Hükümeti Mondros Mütarekesini imzalamaya mecbur kalmıştı. Bu mütarekenin maddelerinden birisine göre de Osmanlı devleti Doğu sınırını savaş öncesindeki çizgiye çekecekti. Böylece doğudaki ordu birlikleri Bakü’den başlayarak Erzurum’a kadar çekilmişti.
 
Mondros Mütarekesinin amir hükümlerine rağmen doğudaki 9. Ordu birlikleri dağıtılmadı. Adı 9. Kolorduya çevrilerek İngilizlere, doğuda bir ordunun olmadığı bildirildi. Gelecekte doğuda yapılacak askeri harekatlar için bir ordu orada korunmuş oldu. Doğudaki bu başarılarda Kazım Karabekir’in tayin edici bir rolü olmuştur.
 
Buna karşılık Güney Cephesinde Yıldırım Orduları diye üç ordudan oluşan askeri kuvvet ise yetmiş bine yakın esir verilmesi büyük ölçüde kayıp ve firarların ardından elde neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. 7.Ordu Komutanı Kemal Paşa’nın, ordusunu kayıp verdirmeden Adana bölgesine kadar “üstün sevk idaresiyle geri çekmeyi başardığı” iddia edilse de Adana’ya bir ordu ulaşmamıştı. Esirlerin, kayıpların, kaçakların ardından ordular buharlaşmıştı. Kemal Paşa ise ordu karargahını Adana’da bırakarak İstanbul’a gitmişti.
 
Kemal Paşa’nın itilaf devletlerine karşı Anadolu’da bir mücadele başlatmak gibi bir fikri yoktu. Eğer olsaydı herhalde Adana’dan İstanbul’a gitmez, Adana’da ya da daha iç kesimlerde bir yere çekilerek oradan bir mücadele başlatırdı. Oysa o İstanbul’a gitmeyi tercih ettiği gibi, İstanbul’da da bakan olmak için çok uğraşmış başarılı olamamıştı. Anadolu’da bir mücadele başlatmak düşüncesi olan bir komutanın, Adana’dan İstanbul’a gitmesi, orada da bakan olmak için bütün tanıdıklarını seferber etmesi söz konusu olmazdı.
 
İşgalcilere karşı ilk silahlı direniş ise halkın bir tepkisi olarak 19 Aralık 1918’de Hatay Dörtyol’da başlamıştı. Üstün sevk ve idarenin sonunda geri çekildiği iddia edilen Yıldırım Ordularından hiçbir eser kalmadığından Halep-Hatay-Adana-Maraş-Antep-Urfa gibi iller peş peşe işgal edildi. Bu işgallere karşı ise düzenli ordu birlikleri olmadığından dolayı Dörtyol’dan itibaren halk direnişi başlamış oldu.
 
Buna karşılık Kazım Karabekir İstanbul’da yapılacak bir işin olmadığını Anadolu’ya geçerek oradaki ordu birlikleri ile ancak bir şeyler yapılabileceği görüşündeydi. Nitekim Erzurum’daki 9. Kolorduya Komutan olarak atanmasının ardından 16 Nisan 1919’da Trabzon’a ulaşmış oldu. Benzeri bir durum Ali Fuat Cebesoy içinde geçerlidir. Cebesoy’da Kemal Paşa’dan önce Anadolu’ya geçmiş, Ankara’daki kolorduya tayinini yaptırmıştı. Karabekir, İstanbul’da olduğu süre içinde de Kemal Paşa ve diğer arkadaşlarını Anadolu’ya geçirmeğe uğraşmıştı.
 
Karabekir’in Erzurum’da üstlendiği görev de oldukça önemliydi. Öncelikle doğu bölgesinin Ermenistan’a katılmasını engellemiştir. Kemal Paşa’yı korumuştur. Onun koruması ile Erzurum-Sivas kongreleri toplanabilmiştir.
 
Karabekir Ekim 1920’de Ermenistan’a karşı zafer kazanmıştır. TBMM adına ilk uluslar arası Anlaşması 3 Aralık 1920’de Gümrü’de yapmıştır. Böylece doğu bölgesini barışa kavuşturduğu gibi, doğudaki askeri birlikleri, askeri malzemeyi batı cephesine göndererek, batı cephesindeki savaşları mümkün hale getirmiştir.
 
Milli Mücadele doğuda Ermenistan’a batıda ise Yunanistan’a karşı yapılan askeri bir mücadeledir. Bu mücadelenin öncüleri ise Karabekir, Cebesoy gibi şahıslardır. Kemal, Fevzi ve İsmet Paşalar ise sonradan bu mücadeleye katılmışlardır. Zaten her birinin Anadolu’ya geçiş zamanları dikkate alındığında Kemal-Fevzi ve İsmet paşaların sonradan Anadolu’ya geçtikleri görülecektir. Üstelik adı geçen paşalar Anadolu’ya geçmeden önce hemen her ilde kurulmuş olan Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri ise büyük ölçüde eski İttihatçılar tarafından tesis edilmişlerdir.
 
Buna karşılık siyasi nedenlere, kıskançlıklara, vehimlere, korkulara bağlı olarak Karabekir ve Cebesoy gibi komutanlar “İzmir Suikastı” bahanesiyle tasfiye edilmişlerken, orduda karışıklık çıkabilir kaygısından dolayı da idam edilmemişlerdir. Düşmandan alınıp bağımsız olması için savaştıkları ülkede, 1938’in sonuna kadar tutsak hayatı yaşamışlardır.
 
Aradan yüz yıl geçmiştir. Karabekir ve Cebesoy gibi paşalar, öncülük ettikleri Milli Mücadelenin sonunda büyük haksızlığa uğramışlardır. Siyaset yapmaları engellenmiş, kurdukları Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası uyduruk bahanelerle kapatılmıştır. Hatıralarını bile yayınlamaları engellenmiştir. Şimdi Türkiye’nin bu komutanlara karşı bir minnet borcu yok mudur?
 
Türkiye bu minnet borcunu 2019 yılını Karabekir yılı ilan ederek ilk adımı atabilir. Cumhurbaşkanlığı adına ondan bir özür dilenebilir. Karabekir ve Cebesoy’un adları doğum yerlerindeki bir üniversiteye verilebilir. 2019 yılı boyunca başta üniversiteler olmak üzere hemen her yerde anma toplantıları yapılabilir. Karabekir’in Trabzon’a, Cebesoy’un Ankara’ya gittiği yıl dönümlerinde kutlamalar yapılabilir. En önemlisi de İnkılap Tarihi kitaplarında tek taraflı olarak kendilerine yapılan haksız suçlamalar çıkartılarak, doğru bilgiler yazılabilir. başta Trabzon ve Ankara olmak üzere bu komutanların görev yaptıkları şehirlerde, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile kutlama komiteleri oluşturulabilir. Bütün bunlara Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanlıkları öncülük edebilir. Böylece yüz yıl öncesinin büyük yanlışları kısmen telafi edilmiş olur.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.