Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Suriye'de Antlaşma
21 Ekim 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma paylaşımlarıma devam ediyorum.

Bilindiği üzere Türkiye Suriye’de Barış Pınarı Harekâtı ile Fırat’ın doğusunda çok hızlı bir ilerleyiş kaydeder iken harekâtın 8.gününde ABD başkan yardımcısı ve savunma bakanının birlikte Türkiye ziyareti gerçekleştirmesi ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeleri neticesinde harekât durdurulmuş oldu. Harekât sonlandırılmadı, durduruldu. Anlaşmada alınan kararlar var, söz konusu 13 maddeyi tek tek zikretmeyeceğiz ancak kaba hatlarıyla herkes olanı biteni biliyor.

Suriye’de Fırat’ın doğusu, Türkiye sınırı boyunca Fırat nehrinden Suriye-Irak sınırına kadar kuzeydeki hat, 35 kilometrelik derinliğe kadar Türkiye’nin askerine, denetim ve hâkimiyetine bırakıldı. Burası güvenli bölge olarak kabul edildi. Antlaşmanın yapıldığı günden itibaren pkk ya, söz konusu güvenli bölgeyi terki için 120 saat yani 5 gün süre verildi. Söz konusu çekilmenin detayını sahada Türkiye’nin muhakkak askeri ve istihbari unsurları takip edip not ediyor.

Bu bölge önemli bir alan. Türkiye’nin ilk etapta iki çerçeve hedefi vardı. Söz konusu yer ve ebatlardaki bölgeyi ele geçirip güvenli bölge olarak addetmek birincisi idi. İkinci hedef ise buraya kentler ve kırsal bölgeler inşası ile birlikte Türkiye’deki Suriyeli nüfusunun bir bölümünün (1-2 milyon) yerleştirilmesi idi.

Antlaşmayı eleştirenler var. Bunlar iki ana grupta temayüz ediyor. Birincisi, AK Parti’nin yaptığı her şeyi kafadan eleştiren fanatikler. İkincisi ise kendince haklı gerekçeleri, çekinceleri, yorumları ve fikir yürütmeleri olan kimi dindar ve/ya vatansever gruplar.

Antlaşmanın faydalı ve Türkiye açısından kazanımlı ve istihbari-askeri-bürokratik anlamda verimlenmeli olduğunu düşünüyoruz. Evet, harekât çok hızlı ve başarılı götürülüyordu. Ancak aynı hedefe hiç can kaybı, maddi kayıp vermeksizin ulaşmak varken, sürekli çarpışmanın tercih edilmesi tek başına anlaşılır değil. Türkiye ve ona bağlı Suriye Milli Ordusu gücünü bütün dünyaya göstermiştir. Suriye halkının devrimini çalmaya çalışan pkk ve benzeri paçavraların da nasıl bir uydurmaca tiyatrosu olduğunu bütün dünya bir kez daha görmüştür. Ülkemizin gölgesi ile dahi bu sonucun alınmış olması önemli değil midir?

Elbette ‘savaşa hayır’ tiyatrosu oynayan (pkk ya evet, esede evet, bölgede ABD’YE, Rusya’ya, her işgalciye evet ama Türkiye’ye hayırcılar) kesimin şimdi antlaşmayı sevindiğini mi düşünmeliyiz!!

Samimi niyetlerle eleştiren kimi gruplar, derin bir strateji motivasyonu ile söz gelimi sahada ilerlenseydi sert güç ve doğrudan güç yolu ile Halep’in, Rakka’nın yolunun açılacağını ve hatta rejimin düşüşünün daha da öne alınacağını düşünüyorlar. Bu konu daha derin yorumları gerektirir.

Bu antlaşma bize göre önemli bir başarıdır. Tek çekince uygulamasında aksaklıkla karşılaşma riski ile ilgilidir. Zira ABD’nin ‘sözünün eri’ lafının tam tersi bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bu defa Türkiye’nin ayağına kadar gelinip resmi olarak bütün dünyanın önünde imzalanıp deklare edilen bir metin var.

Çekinceler daha ziyade şunlarla ilgilidir:

  • Ya pkk söz verildiği şekilde çekilmezse? Bütün dünyanın şer güçlerine karşı operasyonun saat ve dakika bazındaki hızının dahi önemli olduğu bir ortamda (Rabbim askerlerimize ve Suriye halkına, bütün mazlumlara ve de halkımıza yardım etsin inşaallah), 5 günlük kayıp çok önemli olur.
  • Ya bu çekilme sürecince ABD ve/ya Rusya pazarlıklar yürütüp bu güvenli bölgede nispi delikler açmaya çalışırsa? Bu da kesinlikle istenmeyen bir durumdur.
  • Güvenli bölgede pkk çekilmesi zamanında ve ABD’nin söz verdiği gibi olur ama buraya Suriyeli kardeşlerimizin yerleştirilmesine engel olunmaya çalışılırsa?

Bunlar ilk akla gelen çekincelerdir. Ancak bu noktada hükümete, devlete ve askerimize güvendiğimizi ifade etmekle yetinelim.

Türkiye 8 gün süre zarfında oldukça hızlı hareket etmek sureti ile 1500 km2’den fazla bir alanın hâkimiyetini sağlamış, 2 ilçe, 1 belde ve 60’dan fazla köyü kurtarmış, 700’den fazla teröristi etkisiz hale getirmiş, örgütün Suriye’de 600’den fazla teröristinin pkk dan kaçmasına neden olmuştur.

Ancak antlaşma tamamen yolunda gitse dahi Türkiye’nin ne pkk ve ne de esedle ilgili nihai hedefleri henüz gerçekleşmiş olmayacağından, antlaşmayı ‘çok büyük ve nihai başarı’ olarak addeden herkese de kulak verilmemelidir.

Konunun farklı veçheleri ile ilgili kapsamlı değerlendirmeğe devam edilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Rabbim; mazlum Suriye halkına ve bütün mazlumlara yardım etsin inşaallah.

Vesselam. Veddua.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.