Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Barış Pınarı ve İhya
15 Ekim 2019 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma gündeme dair paylaşımlarıma devam ediyorum.

Suriye’de Barış Pınarı operasyonu çerçevesinde Rasulayn ve Tel abyad ilçe merkezleri, Suluk beldesi, 50’den fazla köy ve M4 karayolunun çoğu kurtarıldı. Harekât tüm hızıyla devam ediyor. Terör örgütü pkk belli noktalarda mahpus daeşli teröristleri saldı. Hedef Türkiye’ye çelme takmak ve elbette ki bu yolla oradaki sivillerden bir kez daha bir öç olmak.

Harekât başladığından beridir çeşitli tartışmalar yürütüldü. Şu ortamda birlik olmak gerektiğinden bunun detaylarına girmedik, girmeyeceğiz. Sadece genel geçer bazı hatırlatmalar yapılabilir. Tabi harekâta destek vermeyen ve ‘savaşa hayır’ diyen, ABD zulümlerinin uşağı, pyd ve esed küfrünün ortağı sözde ‘barışçı’ söylemlerle ilgili konuşmaya bile gerek yok.

Arap Birliği denen kurumun harekâta destek vermediğinden hareketle getirilen eleştiriler var. Hatta bazıları bunu ‘ümmetçilik öldü’ gibi çıkarımlara vardırıyor. Bunu yapan çevreler malum, siyasi ittifak ortamının çok uzağındaki akıllar değil. Ancak kimi çıkarımlara katılmak mümkün olmadığı gibi cevap vermek de kaçınılmazdır. ‘Ümmetçilik fikri’ denen şey Ahmet’in Mehmet’in fikri değildir ki ölsün ya da doğsun. Müslümanların birlik ve kardeşliği, her Müslümana Allah’ın emridir. Müslümanlığın mütemmim cüzüdür. Biz Müslümanlar, ahirette bütün Müslümanların, Allah Resulü Hz. Muhammed’in (SAV) kelime-i tevhid sancağı altında toplanacağımıza inanırız. Ahiret ve biiznillah Müslümanlar için cennet, ideal şartların olduğu yerdir. Ancak beka yurdunda durum bu iken fani yurtta da bekaya dair yaptıklarımızla akıbetimiz şekil alacak olup fani âlemde de ideale en yakın imarı ve ihyayı (Hayy, hayat, Yahya, ihya) yakalamak adına mücadele ile mükelleftir Müslüman.

Kur’an’daki ayetlerle ve Hazreti Peygamberin sünneti ile konu açıktır. ‘Müslümanlar ancak kardeştir’ der Kur’an’da. Müslümanlar arasındaki ilişki ancak kardeşlik hukuku çerçevesinde cereyan edebilir, etmelidir. İslam kardeşliği, kardeşliklerin en yücesi ve kapsayıcısıdır. Hal böyle iken fikir Ahmet’in Mehmet’in fikri değil, Allah davasıdır, Allah davası da ölmez. Hani bir Müslüman ülkücü 80 darbesi sonrası idam sehpasına giderken ‘Allah davası ölmez’ demişti. Dolayısı ile Müslüman kardeşliği zamana ve mekâna göre tedavülden kalkacak bir şey değildir. Ancak biz aciz faniler, Allah korusun onu tedavülden kaldırdığımızı zan edebiliriz. Ama hakikatinde, bunu zan edenler, Allah korusun Allah ile kurbiyyetini (akrabalık) kaybeder, Rabb’den uzaklaşma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.

Dolayısı ile biz Müslümanlar (inşaallah) şartlar ne kadar ağır olur ise olsun ‘ümmeti’ en azından kalbimizde yaşatırız, yaşatmalıyız. Kaldı ki bu realitenin yok olmaya yüz tuttuğunu zan edenler, Doğu Türkistan, Keşmir, Arakan, Sri Lanka, Orta Afrika Cumhuriyeti, Patani, Moro ve dahi bir sürü belde ile bizler için bu ‘Ümmet şuuru’nun ne kadar da ihya ile ilgili, hayat damarı ile ilgili olduğunu gerçekten isterlerse rahatlıkla görebilirler.

Dünyada bu tür olaylarda zaten her zaman karşı çıkanlar destekleyenlerden az olur. Hele ki mevzu bahis Türkiye ise bu elbette ki böyle olacaktır. Kimin desteklediği desteklemediği üzerinden çekişileceğine olabilecek destek toplanmalıdır. Macaristan destekledi ise esasen bunun ‘sıkı mülteci tehdidi’ algısı gibi muhtelif sebepleri de vardır. 9-10 milyon nüfuslu bir ülkeden bahsediyoruz. Bulgaristan, Sırbistan gibi ülkelerle birlikte, bir nevi AB ile Türkiye arasındaki tampon bölge ülkelerinden ve zayıf ekonomilerden bahsediyoruz. Biz Müslümanlar olarak, ırk-çıkar-dünyalık vb. sebeplerle, başkaca Müslüman kardeşlerimize karşı, gayri Müslümlere meyledemeyiz. Gayri Müslim olup ırk-çıkar-siyaset-dünyalık sebeplerle biz Müslümanlara meyledenlere karşı ise yapmamız gereken, meyil sebeplerini o toplulukların Hakikatle ihyasına memur etmektir.

Arap Birliği arab halklarını temsil etmemektedir. Pardon da on yıldır neyin mücadelesini verilmektedir? Mısır’da Suriye’de Libya’da Yemen’de halkın ülke iradesini alması mücadelesi için çırpınıp durmadı mı bu ülkedeki insani ve vicdani siyaset? Birileri aktif ya da pasif bir şekilde arab ülkelerinde diktatörlere destek çıkıp, sonra da o diktatörlerin omurgasız tavırları üzerinden Türkiye’de arab karşıtlığı harlamaya çalışmaktadır. Türkistan’ın önce işgal sonra parçalanması ile ortaya çıkan muhtelif türk ülkeleri ile ilgili kimi kesimler ve insanlar, şartlardan bağımsız karalama yaptığında yutkunanların bir bölümü, aynı durumun arab ülkeleri için de geçerli olduğunu sanırım unutmaktalar.

Türk karşıtı bir arab ulusçuluğu’nun kalesi olan anlayışlardan, Türkiye’deki kimi arab karşıtları ‘Türkiye’nin operasyonuna destek’ beklemekteler. Filistin’de darbeyle iktidardan indirilen Hamas, Türkiye’nin operasyonunu anlaşılır bulmuştur. İsrail destekli hâlihazırdaki yönetimin tavrı bellidir. Arap Birliği’nde Somali, Libya ve Katar, Türkiye’nin harekâtına destek vermiştir. Fas da baskı ile oy kullandığını esasen Türkiye’nin harekâtına karşı olmadığını açıklamıştır. Venezuela Türkiye’ye desteğini açıklamıştır. Macaristan’ın 2.büyük partisi türkçü parti Jobbik ve lideri Gabor Vona sıkı bir Filistin destekçisi ve İsrail karşıtıdır.

Hiçbir şeyi kayda almayanlar en azından Gabor Vona’yı örnek alsın!

Türkiye halkı topyekûn küresel sisteme direnç bilincine mi sahiptir? Peki, bunu arablardan neye binaen beklemekteyiz? Elbette ki halkımız 1000 yıllık türk İslam cihan şümul idare tecrübesinden (Selçuklu Osmanlı) damıtılarak derin hafızaya haiz olmuştur. Bu yönü ile çevredeki muhtelif topluluklarda iradi gevşekliğin daha fazla olduğunu müşahede ettiğimiz olmaktadır. Ancak esasen her değerlendirme, niyetlerin özüne göre şekillenmektedir. 

Vesselam. Veddua.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.