Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Suriye'ye Harekat
14 Ekim 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma gündeme dair paylaşımlarıma devam ediyorum.

Barış Pınarı harekâtı başladı. Operasyon Suriye’de Fırat nehrinin doğusunda olup Türkiye’nin Suriye ile Fırat nehrinin doğusundan başlayıp Irak sınırına kadar devam eden 480 kilometrelik sınırı boyunca 30 ila 40 kilometrelik derinliklere inecek şekilde tasvir edilmektedir.

Bugün itibari ile Rasulayn kent merkezi, Tel Abyad kent merkezi, Sulluk beldesi ve onlarca köy pkk dan alındı. Daha ikinci ve üçüncü gün bu gelişmelerin olmasındaki nedenlerden birisi de Tel Abyad’ın da Rasulayn’ın da Afrin merkeze nazaran sınıra oldukça yakın olmasıdır. Ancak yine de TSK’nın oldukça hızlı ilerlediği açıktır. İnşaallah askerlerimiz bu operasyonları ivedilikle ve kayıpsız bir şekilde, muzafferiyetle tamamlarlar. Ve elbette ki M4 karayolunun kontrolü de TSK ve SMO (Suriye Milli Ordusu) tarafından sağlandı. Bu yol sınır boyunca ortalama 30-40 kilometre derinliklerden geçiyor olup Suriye’nin en batısındaki Lazkiye kentinden başlıyor, İdlib, Halep, Münbiç gibi birçok kent merkezinden geçmek sureti ile en nihayetinde Suriye-Irak sınırından geçip Irak’ta devam ediyor. Yani Türkiye için E5 nasıl önemli ise bu yol da Suriye’de o önemde.

Bu yol bağlamında pazarlık payları, güvenlik, müzakere, avantaj vesaire birçok şeyden bahsedilebilir ancak biz şimdilik ‘bu yolu alan çok ciddi bir avantaj elde etmiştir’ demekle yetinelim. Bunun dışında şu noktaları hatırlatalım:

  • Süleyman Şah Türbesinin ilk yeri Münbiç’te de değil daha güneyde Tabka’da idi. Baraj inşası nedeni ile Türkiye sınırına nispeten daha yakın olan Münbiç’e taşınmıştı. Bu taşıma işi Suriye’deki savaş sürecinin öncesinde idi.
  • Rakka il merkezi hem geçiş noktaları hem Süleyman Şah türbesi hem pyd güç kapasitesi bağlamında öne çıkabilir.
  • Halep merkez hâlihazırda esedin elinde olmasına karşın merkezdeki Şeyh Maksut, Bostan vesaire gibi ilçe büyüklüğünde ve oldukça verimli birkaç mahalle (türkmen mahalleleridir) pkk nın elinde.
  • TSK ve SMO’nun hareket tarzlarına bakıldığında, sadece Şanlıurfa Akçakale üzerinden değil daha farklı şekillerde de hareketler olduğu düşüncesi uyanıyor. Burada da Münbiç’in, geçişlerde ciddi bir önemi var.
  • Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan harekâtın Haseke ve çevresi ile Aynul Arab’ın alınması ve 30-35 kilometre derinliğe inilmesi dâhilinde anlamını bulacağını söyledi.
  • Sahada daeş teröristlerinin hapislerde tutulduğu sahalar var. Bu konu da Türkiye’ye devretmiş olacak. Sabotajlar olabilir. Bunların daha önceden Türkiye’ye karşı salınıp daeşin canlandırılması ve hatta suçun Türkiye’ye atılması söz konusu olabilir. Bunlara karşı dikkatli olunmalıdır.
  • Suriye tarafından pkk nın havan topu atışları sonucu onlarca Nusaybinli ve Akçakaleli vatandaşımız ve sınırda yaşayan Suriyeli insanımız şehid oldu ve yaralandı. Şehid olanlardan birisi ise 9 aylık bir Suriyeli bebeğimizdi. Harekâtın ilk gününden beri 5 askerimiz şehid oldu. Rabbim hepsinin mekânlarını ali eylesin, cennet eylesin ve şehadetlerini kabul ve makbul buyursun inşaallah.

Rojava ile ilgili de bir iki kelam edelim. Kürd ulus devleti kurma peşinde olanlar, kürd ulus devleti bağlamındaki bir kürdistana, muhtelif adlar vermek sureti ile mana veriyorlar. Öncelikle şunu söyleyelim, gerek pkk (pyd vs) gerekse Barzani ve Talabani, apaçık ABD ve batı işbirliğinde (onların bütünüyle kontrolünde, emri altında ağır cürümler işlemek suretiyle), bölücü ve istilacı hareketlerdir. Buna ilaveten pkk doğrudan terör örgütüdür. Yani söz konusu yapıların hepsi, kürdlerin geleneksel olarak çoğunluklu ya da yoğunluklu yaşadıkları toprakların çok çok ötesinde toprakları istila peşindedirler, öyle yapagelmişlerdir. Bu bağlamda söz konusu telakki, kürdçe olarak ‘rovaja, rojhilat’ vesaire gibi adlandırmalar yapmakta olup bunlar özetle ‘batı yurt, doğu yurt’ gibi anlamlara gelmektedir. Ancak bunların birçoğunun bağlamı da içeriği de gerçeklikten kopuk olup çoğu zaman istilacı karakterdedir. Suriye’de kürdlerin yaşadığı bütünleşik bir beşeri coğrafya yekûnu yoktur. Suriye’nin Türkiye sınırının en batısındaki Afrin ilçesi ile en doğusundaki Malikiye ilçesinde kürdler çoğunluktur (savaş öncesi öyle idi). Bu iki ilçe arasındaki 700 kilometreyi aşkın mesafede dağınık ve azınlık olarak yaşamaktadırlar. Birçok noktada ise kürd nüfusu hiç yoktur. Dolayısı ile rojava adında gerçek bir siyasi, kültürel, beşeri havza, yer ve/ya yerleşim birimi yoktur. Suriye’de pkk nın elindeki topraklar Suriye’nin 3’te 1’i ila 4’te 1’i arasında olup bu büyük arazinin sadece az bir bölümünü oluşturan, Türkiye’nin operasyon yapmakta olduğu 30 kilometre derinliğe kadar olan kısmında bile kürd nüfus hayli azınlıktır. Geriye kalan kısmında ise neredeyse hiç yoktur. Bu yapı (pkk) ve bu yapının savunduğu kürdlüğü savunanlar, nerede ise hiç kürdün olmadığı geniş bir alanda kürd ulus devleti kurmaktan bahsedebilecek kadar istilacı, seküler ve bölücü karakterdedirler. Bazı kesimler halen tam olarak neyden bahsedildiğinin, nasıl bir örgüt ve destekçileri ile karşı karşıya olunduğunun tam olarak farkında değil. Türkiye ve Irak’taki pkk; çoğunu kürdlerin oluşturduğu ancak içinde hatırı sayılır miktarda ermeni, türk ve türk alevi barındıran bir terör örgütüdür. Suriye pkk sının içerisinde ise batılı ajanlar, batılı silah kaçakçıları, batılı paralı lejyonerler çok ciddi bir yekündür. Bunun dışında ciddi bir ermeni, suryani, Suriye hristiyanı popülasyonunu da barındırır. Ayrıca işgal ettikleri bölgeden (bazılarının Rojava diye hayal ettiği) çok ciddi sayıda türkmen ve arab yetişkin erkek, genç erkek ve kadın ve çocuğu zorla silahaltına almıştır. Şimdi Suriye’nin kuzeyi boyunca Türkiye sınırında uzanan, ülkemizin daha önce operasyon yaptığı ve hâlihazırda operasyon yapmakta olduğu yerleşim yerlerinin Suriye’de savaş öncesi kürd nüfus ağırlıklarına bakalım (batıdan doğuya):

  • Afrin %65 kürd
  • Azez %10 kürd
  • Cebeli Seman %10 kürd
  • Cerablus-> yok denecek kadar
  • Aynel Arab (Kobani?) %40 kürd
  • Tel Abyad -> yok denecek kadar
  • Rasulayn %30 kürd
  • Haseke %10 kürd
  • Kamışlı %40 kürd
  • Malikiye %60 kürd

Bu tablo aynı zamanda Suriye’de toplam kürd nüfusudur ve 1 milyonun üzerindedir. Suriye’de en kalabalık 3 ana tabaka sırası ile arablar, türkmenler ve de arablaşmış türkmenlerdir. Akabinde 2 milyon nüfusları ile nuseyriler gelir, sonrasında 1 milyonu aşkın nüfuslu kürdler, 800bin dolaylarında kuzey Kafkas kökenliler (Memlüklüler döneminden kalma), Suriye’deki Osmanlı türkleri (Şam ve civarı ile muhtelif bölgeler_bir kısmı Osmanlı döneminde bir kısmı Cumhuriyetin ilk yıllarında göçen), Süryaniler, ermeniler, Hristiyanlar ve dürziler de ufak nüfuslar halinde sıralanırlar. Rakka kent merkezinde ise de nüfusları ciddi bir yekûn tutan ve birkaç yüz bin ile ifade edilen, arabların ‘lacin, laciyin’ dedikleri yörükler bulunur, bunlar Osmanlı zamanında Aydın-Denizli-Manisa’dan göç ettirilen ahalinin bakiyesidir. Yine Osmanlı zamanında, bugün ki Yunanistan’daki Mora ve Girit’in kaybedilmesi ile birlikte oranın bir kısım Müslüman nüfusu da bugün ki Suriye’ye göç ettirilmiştir. Daha ziyade tampon bölgelere ve Suriye’nin kuzeyine yerleştirilmiş bu nüfus hakkında hâlihazırda çok bir bilgi yoktur.

Suriye’de türkçe konuşarak ülkenin büyük kısmını gezmek mümkündür. Türkmenler ciddi bir nüfus ağırlığına sahip olduğu gibi, İsrail işgalindeki Golan’dan tutun da kuzeydeki Cerablus’a, Kamışlı’dan Rakka’ya kadar ülkenin hemen her yerinde varlardır. Türkçe ayrıca Suriye kürdlerinin bir kısmı, ermenilerinin çoğu, bir kısım arabları ve bir kısım nusayrilerince bilinmektedir. Şam ve çeşitli bölgelerde eskiden beri İstanbul türkçesi ve benzeri ileri ve naif bir türkçenin konuşulduğundan da bahsedile gelmektedir.

Konunun daha detaylı konuşulmasına ihtiyaç var. Ayrıca operasyon ve tepkilerin de bilahare ele alınıp yazılmasında fayda var.

Rabbim sonumuzu hayr eylesin inşaallah.

Vesselam.

Veddua.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.