Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Irak
7 Ekim 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma gündeme dair paylaşımlarıma devam ediyorum.

Bölgede olanlar sıcaklığını koruyor. Yemen’de Suud-İran çatışması ile ilgili yeni haberler geldi yakın dönemde. Libya’da Türkiye’nin garantörlüğünde bir süreç gelişmekte gibi ve Hafter kaybetmeye başladı. Suudi Arabistan doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı Kıbrıslı rumların yanında olduğunu belirterek son dönemde yaptıklarına bir de tüy dikti. Mısır’da sisi karşıtı gösteriler alevli. Ancak arka planın detaylı konuşulması gerekmektedir.

Dünyanın muhtelif ülkelerinde son günlerde gösteriler yoğunlaştı. Irak’taki gösteriler son birkaç günde adeta harlandı ve başka bir boyuta geçiyor. Bağdat’ta ve güney kentlerinde yoğun gösteriler var. Allah korusun şuan bir mezhep çatışması görünmüyor ama bu bölgelerde ne zaman ne olacağı belli olmaz. Şuan kürd destekli şii hükümeti (son 15 yılda olduğu gibi) şii yoğunluklu bölgelerde protesto edilmekte.

Bölgede konu ile ilgili basın takip edildiğinde ilginç noktalar ortaya çıkıyor. Irak’taki kürd bölgesinde iktidardaki siyasi aktörler, Irak türkmenleri ile işbirliğini son dönemde yoğun ve gerçekçi bir şekilde tartışmaktalar. Fakat son olan olaylarla Irak merkezi hükümeti Kerkük’ten güçlerini çekerse peşmergelerin tekrar yerleşme teşebbüsünde bulunacağından söz edenler de var. Bu konuda Türkiye doğrudan müdahil olabilir. Şuan hâlihazırda Türkiye’nin Irak’ta hemen hemen bir güvenli bölge teşkil ettiği, Türkiye-Irak sınırı boyunca 30-45 kilometre derinliklere inmek sureti ile bunu hemen hemen gerçekleştirmek üzere olduğu, orada çeşitli altyapı ve lojistik adımlarının muhtemelen atıldığı söylenebilir. Ovaköy sınır kapısının da hazırlıklarının tüm hızıyla sürdüğü ve konuşulan demiryolu hattında da ilerlemeler olduğu belirtilebilir.

Belirtilmesi gereken başka hususlar da var. Irak’taki güvenli bölge; Mahmur, Kandil, Sincar, Hakurk, Fişabur ve Zaho gibi yerleşimleri içerebilir. Esasen ifade edilmesi gereken bir nokta var. Irak’ta muhtelif basın organlarında yazılıp çiziliyor. Irak’ın nüfusu 40-41 milyon oldu. Bilindiği üzere ülkede maalesef ki savaş ve işgallerle milyonlarca insan öldü ve daha fazlası yaralandı. Ama diğer taraftan ülke son 10 yılda adeta nüfus patlaması yaşadı. Ülkede nüfus dengesi %55-60 şii ve %40-45 sunni şeklinde idi. Arabların yarısından çoğu şii, kürdlerin hemen hepsi sunni, türkmenlerin yarısından çoğu sunni idi. Bağdat’ta da sunni ve şii nüfus birbirine çok yakındı. Basra’da azınlık da olsa bir sunni nüfus vardı. Akabinde yaşanan ağır olaylarla, 8 milyonluk Bağdat’ta sunni nüfusu birkaç yüz bine inerken Basra’da ise neredeyse hiç noktasına getirilmişti.

Bağdat’ın, Basra’nın, Necef’in, Sadrın, Babil’in, Musul’un, Kerkük’ün, Süleymaniye’nin, Telafer’in, Samarra’nın, Tikrit’in, Selahaddin’in, Felluce’nin, Bakuba’nın, Erbil’in, Tuzhurmatu’nun nüfusuna tek tek bakmalı. Ancak hâlihazırda nüfus patlamasının özellikle arab bölgelerinde yaşandığı belirtilmeli. Elbette ki sunni arab ve şia arab nüfus dengesine de tekraren göz atılabilir. Ancak ortaya çıkan son nüfus teşekkülünde, arabların nüfus ağırlıklarını daha da arttırdıkları, sayı olarak azınlık olan gayri-arab unsurların nüfus ağırlığının daha da azaldığı söylenebilir. Kabaca 41 milyon nüfus içerisinde, 4-5 milyon kürd, 3-4 milyon türkmen, 400bin şebek ve bunun yanı sıra da asuriler ve sayıları giderek azalan muhtelif hristiyan gruplar bulunduğu düşünülür ise arab nüfusunun kazandığı ağırlık net olarak anlaşılacaktır.

Dolayısı ile Irak’ta yaşanan gelişmelerin çok parametreli bir değerlendirmesine ihtiyaç olduğu anlaşılacaktır. Rabbim Iraklı kardeşlerimizin yardımcısı olsun inşaallah.

Öte yandan Türkiye’ye öncelikle Volkswagen otomobil markasının yatırım kararı, ardından Airbus’ın yatırım yapacağı iddiaları önemlidir. Bunun ötesinde ise bir yerli otomobil teşebbüs ve çalışmaları olduğu bilinmektedir. Savunma başta olmak üzere son yıllarda birçok araçta yerli üretim atılımları ise gözümüzün önünde cereyan etti. Bunlar çok önemli ve gecikmiş adımlar. Yani bunlarda mevcut AK Parti iktidarları da çok daha önceleri adım atmaya başlamalı idi. Ancak her hâlükârda bunlar son yüzyılın en önemli atılımlarından ve de adımlar genel itibari ile ivedi ve kararlı bir şekilde atılmakta. Yargı reformu, göç politikaları, infaz düzenlemeleri, EYT gibi hususlarda atılan adımlar var. Bunların devamı gelecek görünmektedir. Başkaca diğer önemli hususlar da söz konusu olabilir. Enflasyonda düşme emareleri var, bununla ilgili konuşmak için henüz erken. Ancak sosyal destek politikaları bağlamında ekonomide güçlü adımların atılması hem psikolojik ve hem de sosyal olarak bir itici güç işlevi alabilir.

Vesselam

Veddua.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.