Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Cephe Hattı
4 Eylül 2019 Çarşamba / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma gündeme dair paylaşımlarıma devam ediyorum.

Türkiye Fırat’ın doğusuna güvenli bölge tesisi için çalışmalarına devam ediyor. ABD ile anlaşma sağlandığı ve ortak harekât merkezi oluşturulduğu duyuruldu. Ve bu minvalde adımların atıldığı haberleri paylaşıldı.

Dün Sayın Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ise yaptığı açıklamada ABD’ne son ikazını dünyaya son ilanını duyurdu. ABD gereken adımları atmazsa TSK’nın kısa bir süre içerisinde harekete geçeceğini ifade etti. ABD ile detaylarda makasın hala daralmadığını da belirtti. Bu yalın bir ifade de olabilir. Taktiksel bazlı da olabilir. Bu safhada bunun detaylı değerlendirmesine gerek yok.

ABD’nin güvenli bölgenin derinliği olarak 14 km ve genişliği olarak ise de Tel Abyad’dan Rasulayn’a kadar bir alanı teklif ettiği söyleniyor. Muhtelif başka söylentiler de var. Öte yandan denetimin ortaklaşa temininin de ABD’nin taleplerinden birisi olduğu söyleniyor. Dikkat edilmesi gereken en başlıca husus ise derinliği her ne olursa olsun ABD’nin tampon bölgenin en güneyinde TSK ve pyd arasına yerleşmesidir. Bu; telafisi zor hususlara neden olur.

Türkiye’nin yaklaşımında ise, daha önce Trump’ın teklif ettiği söylenen 32 km derinlik ve Fırat’ın tamamen doğusunu kapsayan bir genişlik söz konusu. Bunun yanı sıra Türkiye’nin 40 km derinlik gibi savlarının da söz konusu olduğu iddia ediliyor. Bu derinlikler mevzu bahis olursa, sınırdan az daha güneyde olan Rakka (il merkezi) ve Tabka (Rakka’ya bağlı, Süleyman Şah Türbesinin ilk yerinin de olduğu ilçe) gibi kentler de denkleme girebilir.

Fırat’ın doğusunun en doğu ucu Suriye-Irak sınırı ve sınır kapısı (en kuzeydeki) anlamına geliyor. Oradan daha doğuda ise -yani Irak topraklarında- hâlihazırda zaten yer yer 20-30-40 km derinliklerden teşekkül ettirilmeye başlanan bir TSK güvenli bölgesi mevcut. Orada daha da doğuda Hakurk ve çevresi ile daha güneye Irak-İran sınırına doğru ulaşacak olan bir Kandil dağında (ki bir kısmı Irak’ta bir kısmı İran’dadır) güvenli bölge devamı söz konusu olacak gibi görünüyor.

Irak’taki bir diğer husus ise Türkiye ve Irak arasında Ovaköy sınır kapısının açılması, burada üst standartlı karayolu ve demiryolu teşekkülü (ki hâlihazırda çalışmalar var), bir ticaret yolunun oluşturulması, geçilen güzergâh itibari ile de bundan türkmen yerleşimlerin de istifadesi, Telafer-Sincar-Musul üzerinden Kerkük-Tuzhurmatu ve nihayetinde Bağdat’a, hatta daha ileride ise de Basra’ya uzanılması söz konusu.

Bu durumdan tabiki muhtelif diğer çeşitli bölgeler de istifade edecek.

ABD-İran geriliminin ise ne noktaya geldiğini görmekteyiz. Muhtemelen Trump-Ruhani müzakereleri başlayacak. Her ne kadar şuan Hamaney buna karşı çıksa da durum bunu gösteriyor. Yemen’de işler yeniden karıştırılmak isteniyor. BAE destekli kimi gruplar Yemen’i bölme peşinde. Burada Suud ise bilindiği üzere İran destekli darbe ile örtülü işgale kalkan ensarullah grubuna karşı serbest ve adil seçimlerle gelen yönetimi (Yemen İhvanı) destekliyor. Burada cepheler bölük pörçük oldu. Ancak serbest seçimle gelen yönetim bir şekilde halen iktidarını korumakta. Libya’da darbeci Hafter destekli (ki kendisi de darbeci Sisi ve BAE desteklidir) gruplar askeri ilerlemeler kat etmeğe kalkıştı. Ancak hâlihazırda, Türkiye destekli ve serbest seçimlerle gelen yönetim ülkenin çoğunu askeri olarak elinde bulunduran yegâne meşru yönetim olma özelliğini korumaya devam ediyor.

Bütün bu hususlar doğu Akdeniz ile de ciddi doğrudan ve dolaylı bağlantılara haiz. Doğu Akdeniz’de ise Türkiye’nin etkinliği ortada. Muhtemelen KKTC ilhak olunacak, Maraş Türkiye denetiminde açılıyor. Ege’de de Türkiye, Yunanistan’ın tebelleş olmaya çalıştığı ada ve kayalıkları tekraren elde edecek ve de ötesine ilerleyecektir. Türkiye 4. arama gemisini de doğu Akdeniz’e gönderdi. Bu bölgede iyi bir sınav verildiği rahatlıkla söylenebilir.

Kırım’da yakın dönemde kimi hareketlilikler beklenebilir. Türkiye, Rusya ile Suriye’li ve Ukrayna’lı karışık bir denklemin içerisinde. Suriye’de İdlib merkezli bölgeye gelince esedin, Rusya’nın, İranlı milislerin yakın dönemde yine katliama giriştiklerini gördük. Maalesef yine yüzlerce masumu katlettiler. Bu bölgeye bağlı Han Şeyhun ilçesi düştü, esedin eline geçti. An itibari ile ateşkes ilan edildi. Ancak belirtelim ki bütün bunlar siyasi olarak esedin gitmeyeceği anlamına gelmez. Burada da Türkiye etkinlik ve derinliğini arttırır. Ayrıca İdlib’in dışından sarmalayacak bir güvenli bölge de tekraren gündeme gelebilir. Ki bu da yeni imkân ve ihtimalleri beraberinde getirir. Bölgede Türkiye’nin oldukça aktive olduğunu tekraren belirtelim.

Rabbim Müslümanların akıbetini hayr eylesin inşaallah.

Vesselam

Veddua.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.