Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Bölge Güvenli Mi?
15 Ağustos 2019 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma gündeme dair paylaşımlarıma devam ediyorum.

Türkiye’nin Irak’ta Hakurk merkezli ve Kandil uzantılı operasyonları devam ediyor. Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’deki yoğunluğu ise biliyoruz. Türkiye bölgeye 3. sondaj gemisini gönderdi ve 4.sünü göndermeyi planlıyor.

Libya’da halk cephesi ve darbe taraftarı olan Hafter cephesi arasındaki yoğunluklu çatışmalar devam etmekte. Libya konusu da bilindiği üzere Doğu Akdeniz ile bağlantılıdır. Yemen’de de sıcak çatışma iklimi devam ediyor. Yemen, Sudan, Somali ise Kızıldeniz bölgesi dâhilinde birlikte değerlendirilebilecek konulardır. Türkiye’nin o bölgede de çıkarımları söz konusudur.

Her şeyden önce arab baharı süreci dâhilinde halkların iradesi bağlamında konuşulması gereken çok fazla sayıda nokta bulunmaktadır. Sudan’da darbe oldu ve halen taşlar yerine oturmadı. En son halk cephesi ile darbeciler arasında kimi uzlaşı noktalarının teşekkül ettiğine dair haberler yayıldı. Somali yaralarını sarmaya çalışıyor, bunda Türkiye’nin ciddi etki ve katkıları bulunmakta.

Mısır’da darbe sonrası süreçte yaşanan büyük acılar büyük ağırlığı ile devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, Mısır’ın ilk ve tek gerçek Cumhurbaşkanı olan Mursi şehid oldu. Mısır’da ümid ve duamızı koruyoruz. İnşaallah Mısır için güzel günler adına yeni dinamikler teşekkül eder.

Bölge Güvenli Mi?

Güvenli olmadığı aşikâr. Uzunca yıllardır böyle. Bunda batı emperyalizması, kızıl emperyalizma, Çin emperyalizması, Hind katliamcılığı ve İsrail siyonizması baş müsebbiptir. Zalimler için yaşasın cehennem!

Ve fakat biz Müslümanların da çok uzun yıllardır (belki de yüzyıllar) bir şeyleri yanlış yaptığımız ve Müslümanca yapmadığımız ise aşikâr. Haysiyet problemimiz var, tavır ahlakımız yok, aşk yok, vecd yok!

Suriye’deki durum ise ortada. Hâlihazırda İdlib merkezli bölgede sivillerin güvenliğini Türkiye sağlıyor. Ancak bölgede Rusya ve rejimin katliamcı saldırıları artarak devam etmekte. Türkiye buna ilaveten Zeytin Dalı (Afrin) ve Fırat Kalkanı (Çobanbey, Azez, Cerablus, El Bab) operasyonlarını yaptı ve güvenli bölgeler teşekkül etti. Tel Rıfat’ta da TSK’nın hareketlilikleri var. Münbiç’te ABD ile varılan mutabakat zeminine ABD riayet etmedi, gerekeni yapmadı, pkk yı oradan çıkarmadı.

Şimdi de Fırat’ın doğusuyla ilgili uzun süreçle gündemde bir noktaya varıldığı ilan edildi. Türkiye Fırat’ın doğusu için uzunca süredir hazırlık yapıyor. Gelecek olan gelmekte. Tek tek yer ismi zikretmeğe ne hacet! Çoktandır çok defa belirtildi. Türkiye uzunca süredir burada bir ‘güvenli bölge’ teşekkülünde ısrarlı, ABD ise ‘tampon bölge’den bahsediyordu. Sonra uçuşa yasak bölge bahisleri geçti. ABD çok defa Türkiye’yi pazarlık masasına çekti. Özetle ABD; Fırat’ın doğusunda mezkûr bölge için Fırat Kalkanı bölgesi ebatlarında bir alanı öneriyor, 5-10 km’lik derinliklerden söz ediyor, bu derinlikler çoğu yerde kent merkezlerine inmiyor, buranın kontrolünü de tek başına Türkiye’ye bırakmıyor idi.

Türkiye ise 450-460 km doğu batı ekseninde uzanan bir hattı ve 30-40 km’lik değişken derinlikleri işaret ediyordu. Bu da Fırat’ın doğusunda Irak sınırına kadar olan bir alanda ve kayda değer derinlikte güvenli bir bölge teşekkülü anlamına geliyor ve birçok kent ve kent merkezini ihtiva ediyordu. Kontrolün ise tamamen kendisinde olmasını istiyordu. Türkiye aksi takdirde bunu kendisinin temin edeceğini belirtiyordu. Son tahlilde anlaşmaya varıldığı ortaya atıldı. 30-40 km’lik derinlik teklifinin kabul gördüğü ve Türkiye’nin tezlerinin kabullenildiği ve ortak bir harekât merkezinin kurulacağı söyleniyordu. Ancak konu detaydan uzak olduğu gibi şu ana kadar ki ABD tavrı (örneğin Münbiç) soru işaretlerini artırıyordu. Türkiye’nin alan önerisinin kabul edildiğini varsayarsak bu da 13.500 km2 ila 18.400 km2 bir alana denk gelmektedir. Suriye’nin toplam yüzölçümü 185.180 km2 olup bunun 4’te 1’inden fazlası yani yaklaşık 50.000 km2’si pkk ya peşkeş edilmiş arazidir. Yani Türkiye’nin ABD ile ortak harekât planında her şey istediği gibi gitse dahi, bu operasyon tek başına, pkk nın Suriye’de tamamen hâkimiyet sahasını kaybedeceği anlamına gelmemektedir.

Ancak son olarak ‘barış koridoru’ olarak telakki edilen bu süreç, eğer ki salt bir ABD oyalamacılığı değil ise, yine de Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna adım atması ve gerisinin de öncüsü olması anlamında önemli olduğunun altı çizilmelidir. Suriye’den pkk nın tamamen defi derdestinin, her safhasında Türkiye’nin askeri müdahalesini gerektirdiğini söylemek için şuan erken. Ancak şuan her hâlükârda, şuana kadar olduğu gibi, askeri harekâtın bir zorunluluk olduğu ise gerçektir. Taşlar yerine oturdukça, pkk nın her yerde etkisizleştirilmesi ve yok edilmesi için, yarın bugünden daha kolay olabilir. Ancak bugün, gerekeni tam anlamıyla yapmak kaydıyla. Ve tabi Türkiye’nin esed rejimine karşı tavrı da elbette ki değişmemiş olup bir diğer nokta ise de ABD ve ilgili güçlerin Suriye’de daeşi yeniden piyasaya sürebileceği gerçeğidir.

Adi Olaylar..

Adi olaylar ve arkası. Ve arkası Allah olan yiğitler.

İstanbul’da adi olaylar birden artı verdi. Bunların bir kısmı esnaf eliyle. Ve her nedense operasyonların öncesinde bir yoğunlaştı. Geçen günlerde Eminönü sözde tarihi balıkçısında, 20-25 kişilik bir sözde esnaf grubu, rahatsız ettikleri müşterilerine (3 erkek ve 2 kadın) satırlarla saldırdılar. Ve ciddi kan döküldü.

Ve yine geçenlerde, yakınlarıma belirli bir bölgede daha kalabalık bir grup trafik magandası tarafından saldırıldı. Muhtemelen de üzerleri boş olmayan kişilerce. Bunlar ne için olabilir? Bu noktada belirli fikirler yürütülebilir.

Bu büyükşehirde ve yine çeşitli büyükşehirlerde, şehre adaptasyonu sıfır olan, on yıllardır buradan, yarı ve/ya tam gayri meşru ile ekmeklenen, insanları rahatsız eden, gasb eden, hak yiyen, cinayet işleyen kimi şebeke ve kümelenmeler, mafyavari oluşumlar bulunmakta. Bunlar pkk ya finansal kaynak sağlamakta. Her türlü ahlaksızlık faaliyetinin ve gayri meşrunun öncüsü olmakta ve İstanbul’daki kafelerin de ciddi bir oranını (belki yarısını) ellerinde bulundurmaktalar. İş; eğlence mekânlarına gelince daha da vahim bir hal almaktadır. Birçok terör örgütü (pkk, dhkpc vesaire) bu kitlesel kümelenmeler eli ile halkın bir nevi kanını emmektedir. Tabi ki bunların temel karakteri; daha baştan milletimizin temel karakterinin 1. maddesi ile örtüşmemektedir. Saldırdıkları kişi(ler)den daha kalabalıklardır ve/ya daha teçhizatlıdırlar (silah, kesici-delici alet vesaire). Delikanlılığın deliliğine kanına da ters olan bu durumu öz karakteri bilen bu tipler, bol bolca da ‘delikanlılık’ kelimesini kullanırlar.

Buradan ilgililere sormak isterim. ‘Ne duruyorsunuz?’

Halkın güvenliği öncelikli değil mi? Bu; terörle topyekûn bir mücadele değil mi? İstanbul’da sıkıntının ne ve hangi mahallerde olduğu da belli değil mi?

O zaman, geç de olsa, yapılması gereken yapılmayacak mı?

Zaten mülteci politikası hususunda planlama eksiklikleri nedeni ile ülkeye büyükşehirlerde bir çorap örme hazırlığında olanlar var. Onlar hiçbir konuda planlama eksikliğine hiçbir zaman sahip olmadılar. Ancak onların elbette ki planları hep bu ülke ve Müslümanlar aleyhinedir. Ya peki hükümetimizin plan ve aksiyonu nedir?

Tîn Suresi Meali

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

1. Tîn'e ve zeytûn'a andolsun.(1)

(1) Tefsir bilginleri âyette geçen "Tîn" ve "Zeytûn" kelimelerinin, incir ve zeytin manalarına cins isim olabileceği gibi, iki kutsal mekânın özel adı da olabileceğini söylemişlerdir. Daha sonra gelen "Sina Dağı" ve "güvenli şehir (Mekke)" ifadeleri ile uyum sağlaması açısından ikinci görüş daha sağlıklı görünmektedir. 

2. Sinâ dağına andolsun,

3. Bu güvenli şehre (Mekke'ye) andolsun ki,

4. Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.

5. Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.

6. Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.

7. (Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?

8. Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?

‘’

Vesselam. Veddua.

Hayrlı bayramlar olsun inşaallah.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.