Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Çatışma Hattı
23 Mayıs 2019 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma gündeme dair paylaşımlarıma devam ediyorum.

Dünyadaki ve bölgedeki hızlı gelişmeler adeta bir savaşa doğru hızlı bir kayışı ima ediyor. Çocukluk yıllarımızdan beri ifade edilen 3.dünya savaşı yoğunluğu ve niteliğinde bir savaş. Türkiye ise bu savaşın kalbinde bir yerlerde görünüyor.

1990ların sonu, ‘milenyum’ ‘2000li yıllar’ ‘yeni yüzyıl’ ‘3.bin yıl’ çılgınlıkları. ‘Her şey güzel olacak’ palavraları. Sözde barışçıl söylemler, ayırıcı dışlayıcı bölücü eylemler. Hollywood ise tam takır yoluna devam etmekte ve propagandasını dimağlara pompalamakta idi.

Ortaokulda, lisede sık sinemaya gidilen yıllar. 28 Şubatı iliklerimize kadar yaşamışız. Hayatımızda kalıcı izler bırakmış olacağını ise bilemezdik.

Hop! İkiz kule saldırıları. Ve kâfir ve zalim ABD, Afganistan’ı işgal etti. Amerikan filmi izlemeyi, sinemada para vermeyi geri dönülmez bir şekilde bıraktım. Acı ve gözyaşı peşi sıra geldi. Milyonlarca insanın katledildiği bir ABD menşeli soykırım. Andolsun ki ABD katil zalim ve kâfir.

Bizimkiler öksüz ve özüne öykünür görünmekte. İsmet Özel’in özgürlüğü ’öz(ün)gürleşmesi’ olarak tanımlaması bizi motive ederdi.

Velhasıl aktive edici, motive edici, aksiyoner ne varsa, paratoner gibi o sözleri kelimeleri çekerdik. İlk gençlik tabiî ki. 1.Körfez Savaşı ve Irak’ın ABD tarafından kısmi işgalini tam idrak edemedim. İlkokula gidiyordum çocuktum. Babam gece yarısı bizi uyandırdı, televizyonu açtı, Bağdat’ta ezan sesi ‘Allahuekber’ derken, kâfir ve zalim ABD, camii ve minareyi havadan saldırı ile havaya uçurdu. Bağdat’ta gecenin karanlık semasını, yeşil, sarı envayi çeşit bombayla farklı renge bürüdü Amerika kâfiri. Kendini ve saldırısını canlı seyrettirmişti bize.

Çok bir şey anlamasam da şunu anlamıştım. Dünya o kadar güzel bir yer değil ve ağır nahoşluklar var.

‘Zalimler için yaşasın cehennem’ diyelim ve devam edelim inşaallah.

Direniş Hattı..

Bu söylemi çok kullanırdı İran. Gerçekten direndiğine de inanılırdı. Allah için Filistin-Lübnan sahasında İsrail’e kök söktürmüşlükleri vardı. İran’ı merkeze koymazdık ama İran’ın İslam dünyasında kilit taşlarından birisi olduğunu düşünürdük. Şii sunni bütün Müslümanlar bir olarak kuşatmayı yarabilir ve daha güzel bir ülke ve daha güzel bir dünya teşekkül ettirebilirdik.

Velhasıl köprünün altından çok sular aktı.

80 öncesi bir ülkücü söylemi ‘ne ABD, ne Rusya, ne Çin her şey Türkiye için’

Hatta bu, o dönemler nadiren bir araya gelen sağcısı solcusu İslamcısı ülkücüsü gençlerin toplaşmalarının ortak söylemleri arasına girmiş.

Velhasıl Müslümanların işi kolay değildi azizim. Çin’i Rusya’sı ABD’si, zulüm dalga dalga, gelir art arda, çaresiz mazlumlar, çırpınır darda.

Peki, kim, kim kim, kimler, nasıl, ne zaman ve ne kadar bu dert ile dertlendi?

Irak’ın işgali, Filistin’de sürekli artan zulüm, Doğu Türkistan, Keşmir, Çeçenistan, Sri Lanka, Arakan, Patani, Moro, Karabağ, Bosna, Makedonya, Kosova, Kırım, Afrika.

Sonra Arap Baharı, Mısır Suriye Yemen Libya ve Tunus’un hali.

Bir Rumeli sözü (atasözü değil) der ki ‘gelin gelin, 7 düvelin soysuzu sizi Anadolu’ya gömelim, belki biz de biteriz, ama dünyayı pislikten temizleriz’

Velhasıl, olanlara bakınca, Doğu Akdeniz, İran, Kıbrıs, Sudan ve de Türkiye’ye çevrelemeler. Anlaşılan ABD demiri soğuk seviyor. Ve fakat dönüp de bakmalıyız kendimize biz gerçekten ne istiyoruz, neyi istiyoruz, neyi seviyoruz?

Bunu bilebileydik, belki de 15 Temmuz soylu destanından sonra bu açmazlarda olmazdık.

Vesselam, Veddua.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.