Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Mehmet Çağrı KIZILTAŞ
Seçim mi? Millet mi?
20 Mayıs 2019 Pazartesi / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Bugün siz değerli okuyucularıma gündeme dair paylaşımlarıma devam ediyorum.

Normalde bu sorunun sorulması abesle iştigal görünmektedir.

‘Seçim mi millet mi?’

Hele ki son 20 yıldaki gündemden sonra insana hayli uzak gelmekte.

Esasen daha deruni mevzuların bahsinde konu farklı veçhelere varır. Ancak verili güncel politikten ilerleyecek olur isek, seçim millet içindir ve günümüzde bir devletin asgari insani yönetiminin temel şartı olarak görülmektedir. Her ne kadar bundan uzak ya da fersah fersah uzak milyarlarca insan ve yüzlerce ülke yeryüzünde bulunsa da.

E hatırlayın Suriye’de de mevzu bundan kopmuştu. Esedin bu taleplere insani cevaplar üreteceğini beklerken travmatik boyuttaki katliamlı yanıtlarından sonra bambaşka bir mecraya savrulundu. Serbest seçim demek milletin iradesi demekti. Bu insani bir talepti. Ayrıca Suriye’nin normalleşmesi de dindar Müslüman büyük çoğunluğunun iradesinin belli ölçülerde de olsa ülkeye yansımasından geçerdi. Bunun da en basit, doğrudan, yaygın ve insani temel yöntemi serbest seçimlerden geçerdi. Unutmayalım, yüz binlerce insan hatta bir milyon insan öldü, esed tarafından katledildi. Ülkenin hali ortada.

Hakeza Mısır. Kanlı darbe ile bastırıldı. Darbe ne içindir, ne işe yarar? Getirdiği mahrumiyetler nelerdir vs etraflı bir düşünmek lazım. Her ne ise, önemli ve bahsi diğer. Yine Yemen, Libya, Tunus ve daha niceleri. Gözümüzün nurları, İslam’ın beldeleri.

Son dönemde olanlar bize bu soruyu sordurttu. Seçim mi millet mi? Ya da amaç, araç? Amaç ne idi? Araç ne idi.

Yine devam edelim.

  • İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına darbe işkencecisi askeri hâkimin oğlunun CHP tarafından aday konulması yanlıştı, İYİ Parti’nin kerhen de olsa bunu desteklemiş olması yanlıştı. Söz konusu işkenceci 80 darbesinde binlerce gence ağır işkenceler yapmış. Akıncı, devrimci, ülkücü, liste uzar gider. Bu gençlerin büyük çoğunluğunu ülkücüler oluşturuyor. Zira böyle zorlu durumlarda - evet suçun şahsiliği ortadadır - ama hassas bir mevzuda kişinin kendisinin bir açıklama yapması faydalıdır. Ancak o beklenen açıklama da gelmedi. Her halükarda burada CHP’nin böyle bir girişimde bulunması yaralayıcı ve gayri insanidir. Mezkûr aday akabinde belediye başkanı seçilmiştir.
  • Ankara Büyükşehir Başkanlığının Millet İttifakı adayı Mansur Yavaş’tı. Kendisine Cumhur İttifakı kanadından ciddi eleştiriler gelmişti. Ancak bir tanesi eleştiri falan değil. AK Parti’nin eski politikacılarından bir tanesi Mansur Yavaş için ‘makedonsun, niye saklıyorsun?’ dedi. Bu; ırkçı, cahilce, parti faşizmine dayanan gerçek dışı bir iftira idi. Anadolu halkının bu hususları yeterince bilmemesine dayanarak ancak ‘makedon olmak’ın gâvurluğu çağrıştırdığından hareketle bir iftirada bulunulmuştu. Peki, konu nereden çıkmıştı? Mansur Yavaş, Cumhur İttifakı adayı Özhaseki için ‘Ankara’ya Ankaralı başkan gerek’ mealinden söz sarf etmiş. Ki bu, yerelde kullanılan bir dildir. Bulunduğu yerin yerel idari amirliğine talip olan kişinin orayı tanıması, oralı olması (yani yıllardır orada yaşıyor olması) beklenen bir durumdur. Mansur Yavaş da doğma büyüme Ankaralı olan bir kişidir. Özhaseki de Ankaralı değildir. Ancak maalesef ki ülkemizde kuru hemşehricilik gırla giden bir ucuzculuk olduğundan, insanlar ‘bir yerli olmak’ı sadece köken bağlamında algılar. Örneğin İstanbul’da yaşayan milyonlarca Giresunlu, Kayserili, Kastamonulu, Malatyalı, Siirtli, Rizeli vs vardır. Ama sorsan bunlar ne kadar İstanbulludur, herkes susar. Zira bu bizim toplumumuz ve muhafazakâr kesimin bir eksiğidir. Mansur Yavaş’ın ailesinin 150 yıl önce, bugün Makedonya Cumhuriyeti topraklarında kalan bir beldeden Türkiye’ye göç eden bir Müslüman türk ailesi olması ve kendisinin ömrünü Ankara’da geçirmiş olması, onu Ankaralı yapmaya yetmez. Ama bu mantığa göre, on yıl önce, Türkiye sınırlarında kalan, ama Ankara’ya mesafesi Rumeli Müslüman türk topraklarından daha fazla olan bir yerden gelen Ankara’da yaşamaya başlayan, nimetlerinden faydalanıp o şehre hiçbir aidiyet ve katkı sunmayan insanlar, istemese ve önemsemese de, daha fazla Ankaralıdırlar. İşte bu yamuk bir tutumdur, ümmet şuuru ile falan da hiçbir alakası yoktur. Bu; ahlaki bir çelişkidir. Temelinde de ırkçılık vardır. Dikkat edin, ‘MHP düşüncesi vardır’ demiyorum. Irkçılık vardır. Zira MHP düşüncesi bu söz konusu dümdüz zır cahilliğe on yıllardır set çekmiştir. Ha kimi beğenir kimi beğenmez, ancak her şeyin yerli yerine konup dürüstçe ölçülüp, biçilip tartılması ve herkesin iddiasının ve kalıbının adamı olması elzemdir. Bu işler laf ebeliği ile olmaz. Mansur Yavaş Millet İttifakı adına belediyeyi kazanmıştır.
  • Yine İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu olmuştur. Mezkûr zatla ilgili de doğru ya da yanlış birçok eleştiri yapılmıştır. Ve yine bir tanesi de eleştiri falan değildir. Kendisi ‘pontuslu rum ve gizli kimlikli’ olmakla yaftalanmıştır. Bu ırkçı bir iftira ve yaftalamadır. Müslümanları, türk milletini bölen bir yaklaşımdır, insanları yeren ve ayıran bir yaklaşımdır. Bu yüzsüzce suçlamalarda bulunan cahil cüheyla tayfası, hemen peşine de ‘ya rum olmakta ne var, neden makedonluktan gocunuyorsun’ derler. Bu; fikirde soysuz amelde soysuzlar bilmelidir ki insan rum da türk de ermeni de kürd de arab ta yunan da vs vs olabilir. Ancak bu zikredilen yerlerin Müslüman ahalisi 100 yıl önce atfedilen kimlikler olan rum, ermeni, makedon, sırb vs hristiyan unsurlarla amansız bir kanlı mücadeleye girmiş ve bir şekilde kazanmıştır. Böylelikle de bayrağı ezanı yere düşürmemiştir. Kalkıp da bu cefakâr insanlara ‘sen şusun sen busun’ dersen ey benim cahil parti faşistim, o zaman o insanların anasına babasına ailesine küfür etmiş olursun. Ayrıca söylediklerin ilmi, fikri, kültürel ve birçok veçheden yanlış ve yalandır. Bu söz konusu belediyeyi de Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu kazanmıştır.

Bütün bunların devamında geçtiğimiz günlerde yine AK Parti siyaset dili Trabzonlu kardeşlerimize yönelik ağır bir dışlamada bulunmuştur. Sonrasında özür değil ama kendince düzeltmede bulunmuştur. Biz bir düzeltme göremiyoruz, ancak olayın gelişimi bağlamında bunu dile döküyoruz.

Şunu ifade edelim, yukarıda mezkûr söylemlerde bulunanlar gerçek ırkçı dili ifade eden, ayrıştırıcı, ayrımcı, bölücü dilin temsilcileri olup İslam ümmetine de türk milletine de barışa da zarar vermektedir. Bu gibi söylemlerin arkasında doğrudan cehalet bulunmaktadır.

‘Bununla savaşılmalıdır’ diyeceğiz ama görüyoruz ki bu necis söylemin zaten bir kısmı iktidar kanalından yol bulup dökülmektedir. Bu halk iktidara; birleştirsin, Müslümanları ve ülkeyi büyütsün diye oy verdi. Lakin son dönemlerde artan sapmalar söz konusu. Önceden de, 17 yıldır da vardı ancak kendi içinde zirve yaptı. Sözümüz Cumhur İttifakına ve onun varlığına değil. Sözümüz gerçek ırkçılığa, bölücülüğe ve artan cehalete. Biz buradan İslamiyet ve insaniyet namına uyarımızı yapıyoruz.

‘Bu namdaki uyarı yetkisi sende mi’ diyenler. Bende veya değil, ancak partici faşizminizde hiç değil. Ancak hükümet partisi kanadından kimi partici faşistlerin, kimi İslami jargonlarla insanlara tasallut ettiklerini de duyuyoruz. Onlara da şunu söylüyoruz, ‘Yapmayın, dünyada da ahrette de kaybedersiniz, ülkeye de kaybettiriyorsunuz ve dahi Müslümanlara da. Birçok yaptıklarınızın İslamiyetle alakası olmadığı gibi bir kısmı da taban tabana zıttınadır. Seçim dönemlerinde İslami jargonumsu bir dille çelişkiler barındıran söyleminizi iyice boz bulanık bir hale sokacağınıza - kimin kime niye oy vermediği belli - gidin ‘ağam, paşam’ dediklerinize, gerçekleri anlatın ve bir şeylerin düzelmesinde yer alın. Bir şeyler ancak ve ancak -bir ihtimal- böyle düzelebilir ve insanları da oy için ancak bu şekilde ikna edebilirsiniz.

Not: Yukarıdaki örneklerde adayların siyasi kanatlarının, kendi görüşümüzde artı eksi bir değerlendirmesini yapmadık. Sadece mevcut durumu ve kullanılan dilleri değerlendirdik.

Not 2: Kimileri parti faşistliği yapacağına, sulandırmadan adam gibi fetö ile pkk ile mücadele etsin. Yok, lider(ler) kadrolarını buna sevk edemiyor ise onlar da yeterince büyük lider olamaz. Bu millete artık çıkarcılıklardan, samimiyetsizliklerden, adam kayırmacılıklardan, şaibelerden haksızlıklardan yolsuzluklardan, amca dayıcılıklardan, hemşehriciliklerden gına geldi. Hele ki ekonomik kriz ortamında tavandan tabana herkes halka saygı duyduğunu göstermek ve sonuna kadar hissettirmek zorundadır. Aksi düşünülemez.

Not 3: Tarihi hususlarda birçok belge paylaşılabilirdir. Meselenin asılları rahatlıkla açığa çıkartılabilir. Bunu ortaya koyabiliriz. Ancak bizim cevabımız bu ırkçı-bölücü-parti faşisti dile muhatap olarak alçaltılamaz. Bu bahiste bunu cevaplamayı zül sayarız. Ve fakat daha güzel bir zaman ve vasatta elbette ki bunları ortaya koyabiliriz.

Rabbimiz her şeyi gören ve duyan olduğuna göre, kimsenin bozgunculuğu da yıkıcılığı da yapıcılığı da imar ediciliği de şahsiyetsizliği de dürüstlüğü de ikiyüzlülüğü de çıkarcılığı da samimiyeti de sağlamlığı da karşılıksız kalmayacaktır. Bizatihi Allah katında karşılığını bulacaktır inşaallah. Bunu da tekraren hatırlayalım ve hatırlatalım.

Vesselam. Veddua.

MEHMET ÇAĞRI KIZILTAŞ - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.