clubfamilia2021


Kamil ÇAKIR
Kamil ÇAKIR
Eski Ramazanlar
15 Nisan 2021 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Yine buruk bir ramazan ayına girdik. Bir virüsün gölgesinde geçirdiğimiz ikinci Ramazan ayı. Cami ikliminden uzak, cemaat birlikteliğinden ayrı, iftar ikramlarından yoksun, sohbetli ve muhabbetli geceleri olmayan, manili ve türkülü sahurlardan beri bir Ramazan ayı. Hâlbuki biz nasıl bir medeniyetin çocuklarıydık.

Biz: mübarek günlere hürmeten Ramazan hayatına mugayir olan ve sosyal düzeni bozacak kaçınılması gereken hareketleri ihtiva eden “Tenbihnâmeler” neşreden, ramazan boyunca fakir ailelerin de düşük fiyatlarla alışveriş yapabilmesini sağlayan, ekmek veya eşya fiyatlarının inip çıkmaması için devlet tarafından sabit fiyatlar belirlenen ve kayıt altına alınarak toplanan ve tüm bakkal ve esnafa iletilen “Narh Defterleri” düzenleyen, adaletiyle dünyaya hâkim olmuş bir devletin devamıyız.

Biz: Ramazan ayı başlamadan onun gelişinin habercisi ayın ilk halini gören gözcü ve şahitlerini “Ruyet-i hilâl” adıyla yüklü miktarlarla ödüllendiren, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav vb. dükkânlara girerek veresiye defterleri olarak bildiğimiz “Zimem Defterleri”ni  alıp baştan, sondan ve ortadan rastgele sayfaların yekununu yaptırıp, “Silin borçlarını… Allah kabul etsin” diyerek, çekip giden cömert bir milletin çocuklarıyız.

Biz: Ramazan ayı boyunca iftar vakitlerinde kapılarını açık tutan,  yolda kalan ve ihtiyacı olanların rahatça girip iftar ettiği, misafiri bol sofraların olduğu,  iftarın akabinde misafirlerine “Misafirim oldunuz, benim sevap kazanmam için siz eziyet çektiniz, dişlerinizi yordunuz, bu da sizin dişinizin kirası olsun.” Diyerek kadife keseler içerisinde “Diş Kirası” adıyla gümüş tabaklar, kehribar tesbihler, oltu taşlı ağızlıklar, gümüş yüzükler, gümüş akçe veya altın paralar hediye edildiği mükrim bir milletin nesliyiz.

Biz: bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişin ardından sabırsızlanan çocukların giysilerini bayramdan bir gün önce, yani arefe günü, giydirerek, adına “Arefe Çiçekleri” dediğimiz bir gelenek oluşturan,  ilk defa oruç tutacak çocuklara teşvik etme amacıyla hediyeler verildiği, tam gün oruç tutamayan çocukların ise öğle vaktinde oruçlarının açtırıldığı ve buna da “Tekne Orucu” isminin verildiği müşfik bir milletin mahdumlarıyız.

Biz: yaz tatillerini üç aylarda “Cerre Çıkmak” adıyla veren, bu tatillerde seçilmiş medrese talebelerini hem kendi bilgilerini pekiştirmek hem de dinî konularda halkı aydınlatmak için farklı bölgelere gönderip bugünkü deyimiyle staj yapmasını sağlayan, Ramazan ayı boyunca “Huzur Dersleri” adıyla bir âlimin, seçilen ayeti tefsir etmesiyle başlayan ve soru-cevap şeklinde ilerleyerek dönemin en önemli ilmi faaliyetlerini oluşturan muallim bir neslin varisleriyiz.

Biz: teravih namazının her dört rekâtını farklı makamda kıldıran, her dört rekât arasını bir sonra gelecek olan dört rekâtın makamında bestelenmiş ramazan ilahileri ile süsleyen, mahur makamında bestelenen salat-ü selam ve segâh salat-ı ümmiye okuyarak teravih namazını tamamlayan ve böylece yatsı namazı, teravih ve vitir ile birlikte yedi makamı da namaz içerisinde kullanarak “Enderun Usulu” dediğimiz şekilde ibadetini yapan musikişinas bir camianın ferdiyiz.

Biz; iftar sonrasından sahur vaktine kadar Karagöz, orta oyunu ve meddah gibi eğlencelerle ramazan gecelerini süsleyen latif bir anlayışın müdavimiyiz.

Biz; sahura doğru davulcuların sokaklara çıkarak çeşitli manilerle halkı sahura uyandıran edip bir bakışın mensubuyuz.

Çocukluk çağında öğlene kadar oruç tutup öğlen üzeri anne veya babamızın “Hadi oğlum iftar zamanı” diyerek oruçlarımızı açtığımız günler harika günlerdi.

Annemizin bize dikeceği bayramlıkların sevinciyle ramazan günlerimizi geçirirdik. Arefe günü hazır olan elbiselerimizi sabırsızlanıp giyer ve çıkardık. Adeta bayramı bir gün önceden yaşadığımız günler neşeli günlerdi.

Ramazan ayında etraf camilere gider müezzinlik yapardık. Zaman zaman büyüklerimizin harçlıklarıyla ceplerimizin dolduğu günler mutlu günlerdi.

Hatim veya mevlitlerde hatim veya mevlit sahiplerinin dağıttığı şekerlerden biriktirerek bayramda ikram ettiğimiz günler tatlı günlerdi.

Teravih namazlarında arka saflarda birbirimize sataştığımız o çocukluk günleri latif günlerdi.

İmam hatiplerin sahura kadar gençlerle dini sohbetler yaptığı günler huzurlu günlerdi.

Ramazan çadırlarına gidip hoş sohbet ettiğimiz ve türlü türlü eğlenceleri izlediğimiz günler gururlu günlerdi.

Geçmişi unutmadan ama geçmişteki ramazanlar tadında güzel ramazanlarda buluşmak ümidi ile…

Allah’a emanet olunuz…

KÂMİL ÇAKIR - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.