Kamil ÇAKIR
Kamil ÇAKIR
Soyunuz Kurusun…
8 Nisan 2021 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Keçecizade Fuat Paşa,  Sultan Abdülaziz’in meşhur Paris gezisine Dışişleri Bakanı olarak katılıyor…

Yarı resmi bir toplantıda Fransa İmparatoru III. Napolyon, Fuat Paşa’ya istediklerini sıralıyor: “Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan’a verilmeli, Kudüs’teki kutsal yerlerden Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlarda olmalı” İmparator, Osmanlı Devleti’nin bunlara kolay kolay razı olmayacağını bildiği için de aba altından sopa gösteriyor: “Zaten bu sorunlar sizin için büyük bir dert... Yorgun omuzlarınızdan bunları atıp hafifleyiniz...” Buna karşılık Fuat Paşa gülümsüyor ve hiç istifini bozmadan cevap veriyor: “Biz hâlâ çok güçlüyüz Haşmetmeab. Tehditlere boyun eğmeyiz.” İmparator bir kahkahadan sonra:

“Yapmayın” diyor, “devletinizin ne kadar zayıfladığını bütün dünya biliyor.”

Yani “Sizi vururuz” demeye getiriyor. Bu tehdit karşısında, Fuat Paşa’nın verdiği şu cevap tarihe geçiyor:

“Haşmetmeab, siz, bendenize, başka bir devlet gösterebilir misiniz ki, üç yüz senedir, siz (yani dış devletler) dışarıdan, biz (yani hainler) içeriden devamlı tahribine direnebilmiş olsun! Evet, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden, Osmanlı’yı yıkamadık!”

            İçerideki ve dışarıdaki hainlerin oyunlarıyla Osmanlı yıkıldı. Yedi düvel sırtlanlar misali dört bir yandan saldırdı ve o koca Osmanlı’yı paramparça etti. Yeniden kurulan Türkiye Cumhuriyeti yüz yıldır o hainlerin ihanetlerinden kurtulamadı. Ne zaman başını kaldırsa, kendine gelse, bir atılım, bir hamle içinde olsa karşısında o hainler beliriyor ve kâh darbelerle, kâh muhtıralarla önü kesiliyor. Bu öyle bir durum ki her seferinde ülke en az on yıl geriye gidiyor ve bir o kadar da maddi zarara sokuluyor. Manevi tahribatı da cabası

            27 Mayıs 1960 darbesi ile başladılar ihanete. O kadar ki seçilmiş başbakanımızı asarak kustular kinlerini. Biraz belini doğrultur gibi olunca 12 Mart 1971 de muhtıra vererek durdurdular ülkenin gidişatını. On yıl geçmedi ki 12 Eylül 1980’de tekrar ettiler bu ihanetlerini. Bir sağdan bir soldan idam ettiler çocuklarımız. Suçlu mu suçsuz mu bakmadılar bile. Darbelerini masum gösterebilmek için masumları idam etmekten çekinmediler. 28 Şubat 1997 tarihinde bir kara leke daha eklendi cumhuriyet tarihimize. Bin yıl sürecek diye bağladılar işi. Kendi kendine yeter duruma gelmek üzereyken irtica bahanesi ile çöktüler milletin üstüne. Dışarıdaki hainlerin maşaları işbaşındaydı içeride. Seçilmiş başbakanı asan zihniyet bu sefer seçilmiş başbakanı algılarla düşürdü. 2002’de yeni bir dönem başladı Türkiye’de. Duruşuyla, söylemiyle ve icraatlarıyla milletin gönlünde büyüyen bir çınara dönüşünce siyasi hareket tekrar ortaya çıktı aynı odaklar ve maşaları. 27 Nisan 2007’de bir muhtırayla sekteye uğratmak istediler bu yürüyüşü. Beklemedikleri bir karşılık aldılar. Hükümet karşı muhtırayla çöplüğe attı bildirilerini ve sahiplerini. Beklemedikleri bir durumdu bu. Afalladılar, ne yapacaklarını şaşırdılar. Çünkü böyle bir karşılık almamışlardı yıllardır. Korkak bir köpek gibi tırstılar ve sustular. Yeni yeni oyunlar, yeni yeni ihanetler, yeni yeni planlar için inlerine girdiler. Önü alınamaz bir yürüyüşü vardı Türkiye’nin. Her alanda bölgesinde ve dünyada söz sahibi olamaya başlıyor ve üzerinde planlanan oyunları bozuyordu. İçerideki hainlerin ve dışarıdaki fırsatçıların kumpasları ifşa ediliyor, uykuları kaçıyordu. 15 Temmuz 2016 tarihinde en kanlı kalkışmalarını yaptılar. Bu sefer her şeyi hesap ettiler ama millet unsurunu unuttular. Millet onları yaka paça yakalayıp derdest etti. 250 kardeşimiz şehadeti karşılığında tekrar bağışladı bize bu vatanı. Tarihler 4 Nisan 2021’i gösteriyordu. Yıllarca içeride arzuladığını başaramayanlar bu sefer emekliliklerinde bir paçavra bildiri ile tekrar yeltendiler muhtıraya ama yemedi. Tarihten dersini çıkarmış bu millet, kurumlarıyla, STK’larıyla, yediden yetmişe her kesimi ile aynıyla verdi karşılığını soysuzların. Artık bu millete diz çöktüremeyeceklerini anlamışlardır her halde.

            Dışarıdan ve içeriden saldırılar kıyamete kadar devam edecektir. Bu ihanetlerin sonu gelir mi sanıyorsunuz. Hainlerin soyu tükenmeden ihanetlerin de sonu gelmeyecektir.

Soyunuz kurusun hainler…

KÂMİL ÇAKIR - GÜNCEL ANALİZ

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.