hilmisol
hilmisag
hilmiust


Ethem KARAHAN
Ethem KARAHAN
Çin’in ‘’Bir Kuşak Bir Yol Projesi’’ ve Türkiye
8 Şubat 2018 Perşembe / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar

Değerli okurlar, bu yazımızda Batı sömürü sisteminin önüne geçerek, 65 ülke ve 4,4 milyar insan üzerinde ekonomik&kültürel etkilerinin olacağı hesaplanan ‘kuşak ve yol’ projesini anlatmaya çalışacağız.

Bu projeden bahsetmeden evvel, Osmanlı’nın ticaret yolları üzerine hâkimiyetine, Coğrafi keşiflere ve Batı’nın sömürü düzenine kısaca değinmek gerekir diye düşünüyorum;

Atam Fatih 1453’te İstanbul’u, Gedik Ahmet Paşa 1475’te Kırım’ı aldıktan sonra İpek Yolu Osmanlı Devleti’nin kontrolüne geçmişti. Bunun üzerine İpek Yolunu kullandıkları için Osmanlı Devleti’ne gümrük ödemek istemeyen batılı devletler İpek Yolu’na alternatif yeni yol aramaya başladılar. Bu arayış onlara dünyanın tüm zenginliklerini sömürmelerini sağlayan 1492 yılındaki Coğrafi Keşiflerle yeni yollar buldurdu. Afrika’nın güneyini dolaşarak,  Osmanlı limanlarını aradan çıkartmaları ve Asya’ya başka yollardan ulaşmaları ile dünya ticareti üzerindeki Osmanlı kontrolünden ayrıldılar. Bu da onların sorunsuzca Dünya’yı sömürmelerini sağladı. Bu sömürü düzeni de Batılı devletleri uzun yıllar söz sahibi etti. Ta ki 1900lü yılların başında Amerikan İç Savaşı’nın sonrasında ABD’nin kendi kapitalist sömürü düzenini kurup, İngiltere’den (o zamanlar Birleşik Krallık) bu görevi devralana kadar.

Bugün geldiğimiz noktada ise ABD’nin başat güç konumuna sahada en güçlü rakip Bir Kuşak Bir Yol Projesi ile Çin oldu.

2000’li yıllardan günümüze kadar ilmek ilmek işlenen, alt yapısı hazırlanan ve 2030’lu yıllardan başlayarak hayata geçirilmek istenen dev projenin ilk duyurusu 2013 yılında Çin Komünist Partisi’nin 19. Kongresinde Şi Cinping tarafından yapılmıştı.

Değişen dünya düzeninde Çin’in pragmatik (faydacı)  temellere dayandırarak hazırlığını yaptığı kuşak ve yol projesi yeni bir ekonomik-kültürel-siyasal düzeni kaçınılmaz hale getirmekte. Projenin kısaca özetini TASAM başkanı Süleyman Şensoy’un makalesinden alıntılayarak dikkatlerinize sunuyorum;

‘’ Çin’den başlayıp, Kazakistan, Özbekistan, Rusya, Türkiye, Yunanistan üzerinden Roma’ya uzanan İpek Yolu’nun yeni yorumu ile güzergah üzerindeki devletlerin ekonomik hacimlerinin artması, 65 ülkede toplam 21 trilyon dolar büyüklüğü olan ekonomilerin inovasyonu mümkün olabilecektir.

Üçü deniz, ikisi kara yolu olmak üzere beş güzergahta inşa edilmesi tasarlanan projede her yol tarihsel tecrübeye uygun olarak mutlaka Türkiye’den geçmektedir. Proje sayesinde ilgili bütün ülkelerin ticaret hacminin yeni bir seviyeye yükselme fırsatı ve Çin için mevcut ticaret hacminin iki kattan fazla artması mümkün olacaktır. Katı bir entegrasyon modeli olarak AB’nin geldiği “başarıda başarısızlık” tecrübesinden ve tarihteki esnek referanslardan ilham alarak, mevcut inisiyatifin yeni bir entegrasyon modeli olması mümkündür. Öngörülen beş temel başlık bu modeli teyit etmektedir:
- Politika bağlantısı (güzergahtaki ülkelerin bölgesel işbirliği tedbirleri alması)
- Tesis bağlantısı (güzergahtaki ülkelerin altyapı planlarının ve standartların oluşturularak, ana ulaşım yolunun inşa edilmesi)
- Ticaret bağlantısı (ülkelerin yatırım ve ticareti kolaylaştırıcı tedbirler alması)
- Sermaye bağlantısı (finansal işbirliği)
- Yürek bağlantısı (kültürel, akademik, insan kaynakları, turizm, bilim, teknoloji basın işbirliği)
 
Afro - Avrasya bağlamında stratejik geçiş güzergahlarının tamamını kontrol eden Türkiye; İpek Yolu’nu temsil eden maddi ve manevi tüm potansiyel öğeler için de kilit önemi haizdir. “Mikro-milliyetçilik”, “entegrasyon” ve “öngörülemezlik” rekabet parametreleri ile şekillenen yeni uluslararası sitemin de, İpek Yolu entegrasyonunun da ne olacağı Türkiye ve Rusya’nın ne olacağına bağlıdır. Bu bağlamda Çin’in politika geliştirirken, bu iki ülke üzerindeki baskılar dâhil gerekli çok boyutlu analizleri yaptığı ümit edilmektedir.’’

Çin bu projesini hayata geçirerek, hakim düzeni kendi ve proje paydaşlarının lehine çevirmeyi hedeflemektedir. Bu durum ise en çok ABD’yi rahatsız edecek,  kendi kapitalist düzenini devam ettirmek için her türlü kozu oynamak isteyecektir. Kim bilir, belki de ‘Arap Baharı’ safsatasının ve halen Ortadoğu’da devam etmekte olan savaşların temelindeki sebeplerden birisi de budur. 

Projenin ülkemiz adına özellikle ekonomik anlamda avantajlı durumları var olsa da, siyasi dengeler açısından tehlikeler barındırdığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu noktada ilgili bütün detayları buraya sığdırabilmek mümkün görünmemektedir. Bizim bu konuyu dile getirmemizdeki asıl gaye, günümüz uluslararası ilişkilerine ve devletimizin dış politikadaki manevralarına yorum getirebilmek, siz değerli okuyucularımızla ‘haberleşerek’ , yeni bir bakış açısı kazandırabilmektir. Örneğin, sözde müttefikimiz olan ABD’nin, ısrarla terör örgütlerini besleyerek devletimizin karşısına dikmesi, buna karşılık devletimizin gereken her türlü yaptırımı uygulamaktan çekinmemesi ‘kuşak ve yol’ projesi bağlamında daha sağlıklı yorumlanabilir. Nitekim bu ve buna benzer meselelerden bihaber uluslararası gelişmeleri yorumlamak eksikliğe yol açabilecektir. Mümkün olduğunca siz değerli okuyucularımıza, başta ülkemiz üzerinde olmak üzere, uluslararası dengeler üzerinde etkisi olan her türlü olgu, oluşum ve projeyi araştırıp öğrenmeye ve paylaşmaya gayret edeceğiz.

Naçizane bize ayrılan bu köşeden, terör örgütlerine karşı amansız bir mücadeleye girişen şanlı ordumuza muvaffakiyetler dilemek istiyorum. Rabbim devletimize milletimize zeval vermesin, ordumuzu muzaffer eylesin, din-i mübin-i İslam ve vatan için can veren cümle Ashab'a, Ecdad'a, Şüheda'ya, Şehit'e  rahmet eylesin. Amin!

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.