Elif Satı KALAYCIOĞLU
Elif Satı KALAYCIOĞLU
Değersizliğin Ülkesi
2 Temmuz 2019 Salı / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Türkiye’deki  Mülteci Davranışı ve Toplumsal Etkileri: 
 
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ülkemizin sorunlarını bazı kaynakları da, okuyup birleştirerek kaleme aldım. Suriye’de Mart 2011’de başlayan iç savaştan kaçan çok sayıda Suriyeli komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. Sığınmacıların kitleler halinde sınırlarına dayandığı komşu ülkelerden birisi de Türkiye’dir. Türkiye, sayıları milyonları bulan Suriyeli sığınmacılara kapılarını açmış ve söz konusu sığınmacıların ihtiyaçlarını karşılamak üzere ciddi bir mali kaynak ayırmıştır. Böylece Türkiye’ye kabul edilen Suriyeliler, kısa zamanda Türkiye’nin sosyal ve ekonomik bir sorunu haline gelmiştir. Türkiye’ye gelen Suriyelilerin mülteci hukuku bakımından da, hukuki statüsü tartışılmakta. 
 
Mültecilerin % 94’ü pasaportsuz ve kimliksiz olarak kaçak yoldan Türkiye’ye giriş yaparken, sadece % 6’sı resmi yollardan Türkiye’ye giriyor. Mültecilerin % 50’si siyasi, % 16’sı dinsel, % 11’i savaş, % 8’i ekonomik, % 15’i ise diğer nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalmıştır. Kentteki mültecilerin çoğunluğu 20 ila 40 yaş arasındadır. Ülkemizde, Suriyeli, Afgan, Irak, Mısır, Özbek, kökenli olan sığınmacılar ülkemizin Demografik yapısını ciddi anlamda etkilemiş bulunmaktadır. İstanbul yarım Arap adası durumunda. Örneğin: Sultanbeyli de, bir caddenin ismi Suriye caddesi olarak geçiyormuş. Bütün cadde Suriyeli dükkan ve Arapça tabelalarla kuşatılmış. Bunu o ilçede yaşayan vatandaş anlatıyor. Türkiye de, Suriye caddesi ne demek.?  Mahalle aralarında kalabalık gruplar halinde dolaşmaya başlanıp taşkınlıklar, sapkınlıklar ve bilakis çocuklara yönelik taciz, ve tecavüzler sıklıkta artmış bulunmakta. Türkiye’yi resmen kuşatmış olup bir çok ilimizde iyiden iyiye ev sahibi konumundalar. Sadece benim ailemle yaşadığım apartmanda dört Suriyeli aile var. Sabah akşam kadını erkeği nargile içip çekilmez bir koku oluşturuyorlar. Sokakta ciddi anlamda bakışlarıyla insanı rahatsız ediyorlar. Toplu taşımada, yaşlımıza, hamilemize yer vermiyor uyardığınızda barbar bir konuşma üslubu içinde savaş çıkmış gibi size öldüresiye saldırıyorlar. Ve üzerlerinde delici kesici bir çok öldürücü darp edici alet var. 
 
Halk olarak boğuluyoruz bir çözüm üretin dedikçe herkes haddini bilsin onlar bizim Müslüman kardeşlerimiz denilip T.C. vatandaşlığına alınanlar oldu. Okullar, Hastaneler  kendi çocuklarımızın ve vatandaşın öncelikleri Suriyelilere verilmeye devam etmekte. Vatandaş olarak öfkemizin esas temeli şudur. Ülkemizde misafir olduklarını hızlı unutup Türk halkına tehditkar bir tavırla biz misafirmişiz gibi davranmaları. Bunlar bu gücü kimden alıyor.? Birde şöyle bir durum var tabi. Hep Suriyeli mi suçlu. Biraz daha para kazanmak ve sömürmek adına onlara işgüzarlık eden vatandaşımıza ne demeli. Evini, dükkanını bodrum katlarını kim olduğu belli olmayan en az 20 kişiden oluşan erkek mültecilere kiraya veren daha fazla para hırsı içinde olan bizim vatandaşımıza ne demeli. Farkında mısınız? Yarı yarıya suçluyuz. 
 
Son olarak da, ülkemde yetersiz ceza kanununu var. “Adalet mülkün temelidir” yazmıyormuş gibi hakimler, yanlış kararlar veriyorsa. Eğer bir ülkenin mahkemelerinde adalet sağlanmıyorsa insanlar adaleti kendileri sağlamaya çalışır. Bir tecavüzcü hapishanede öldürülüyorsa bu toplumun tepkisidir ve buradan adaletin yerini bulmadığı anlaşılmalıdır. Bir mülteci adam yaralayıp kafa kesiyorsa sonra da, arka kapıdan salıveriliyorsa sözün bittiği yerdeyiz demektir. Hükümet vatandaşın şikayetlerine kulağını kapatıp siyasi çıkarını önde tutarak yanlış yaptı.! NOKTA…
 
Ne Mutlu Türküm Diyebilene. 
 
Saygılarımla.
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
       
Kemal Durmaz 3 Temmuz 2019
Düşüncelerine sonuna kadar katılıyorum arkadaşım. Ülkemiz çok daha büyüyecek olan bu probleme derhal bir çözüm bulmalı.