Ali Tarık PARLAKIŞIK
Ali Tarık PARLAKIŞIK
Filozof aspasia vesilesiyle... Kadın olmaklığın suçu üzerine...
8 Kasım 2019 Cuma / namehaber@hotmail.com - Tüm Yazılar
Miletoslu filozof Aspasia hakkında bilgilerimiz oldukça kısıtlı ve kaynaklarda yer alan bilgilerin önem arz edenleri de ihtilaflıdır. Günümüze gelen bilgilerin büyük bir kısmı Sokratesçi filozoflardan gelmektedir, diğer bir kısmı ise söylenile gelen temelsiz olma ihtimali yüksek iddiaların aktarımından ibarettir. Türkçe ve İngilizce kaynaklar özelinde inceleyerek, bu bilgi eksikliğinin varlığına rağmen, biz, bu yazıda  ulaşabildiğimiz bilgileri sunmayı ve bu bilgiler doğrultusunda gerekli irtibatları kurarak yorumlamayı denedik. 
 
Babasının adı Axioclus. Doğum tarihi konusunda ihtilaflar varsa da MÖ 460'ta doğup, MÖ 401'de öldüğü gerçeğe daha yakındır ve yaygın görüşte bu doğrultudadır. 
 
Hayatının önemli olan kısımları doğduğu Miletos'un dışında Atina'da geçti. 
 
Anaxagoras, Archimedes, Sophokles, Empedokles, Sokrates gibi filozoflarla aynı zaman diliminde yaşadığını kaynaklardan rahatlıkla anlayabiliyoruz. 
 
Sokrates'in hocasıdır. Ve  kaynaklarda ki bilgileri birleştirdiğimizde, Sokrates'le özdeşleşmiş olan, suallerle ahenkeleşen ironik Sokratik yöntemde Aspasia'nın etkisi var. 
 
Miletoslu Aspasia, büyük bir retorikçi ve hatiptir.
 
Birçok filozofun eğitim, bilinç ve bilgi birikimlerinde Aspasia'nın sohbet ve anlatımlarının katkısı büyük olmakla beraber döneminde ki birçok filozof, sanatçı ve politikacı ile irtibatlı ve yoğun bir istişare halindedir. 
 
Aspasia, Sokrates ve Perikles'in hitabet hocasıdır. Yaşça kendisinden büyük olmasına rağmen Perikles'in zihinsel gelişiminde mühim paya maliktir, kendisine çeşitli konularda dersler vermiştir. 
 
Miletoslu Filozof Aspasia; Atinalı iyi bir eğitim almış kudretli devlet adamı, komutan ve  döneminde fikir özgürlüğünün belirgin bir şekilde kendini hissettirdiği, sanat, felsefe, fikir çalışmalarının döneminde müsait hale geldiği (diyebileceğimiz), yönetimi sırasında Atina'da tiyatrolar kuran, demokratik çizgiye sadık kalmaya çalışan, Atina için altın bir çağ yaşatan, Peloponnes Savaşı'nın muzaffer komutanı Perikles'le evlenmiştir. Aspasia'nın hayatı boyunca ve kaderin bir cilvesi olarak belki de ölümünden sonra dahi fikirlerinden, felsefesinden ziyade Periklesle'le ilişkisi konuşuldu ve bu ilişkisi ile zikredildi. Perikles'le olan evliliği sırasında  politika ile yoğun bir şekilde içli dışlı oldu. 
Aspasia... Yunan/Atina atmosferine fazla gelebilecek bir şekilde ulu orta tartışabilen, toplumsal ağırlığı olan bir kadındır. Fikirlerini açık bir yüreklilikle dillendiren, müdafaa eden, toplumun ve hayatın bilfiil içerisinde rol alan, söyleyecek sözü olan bir kadın. Bu meziyetleri Aspasianın sağlığında ölüm cezasına çarptırılmasına varmadıysa da, ahlaksız ve bedbaht bir şekilde muarızları tatafından "namus"u her daim saldırı konusu oldu. 
 
Yunan/Atina atmosferinde, hareket tarzı, özgürlüğü ve özgünlüğü kendisine suç unsuru olarak dönmesine sebep oldu. 
 
Fikirleri bütün çıplaklığı ile bugüne ulaşamayan ve fikirleri hakkında çok az bir malumata malik  olduğumuz bu filozof kadın, dinsizlikle suçlandı, dine saygısızlıkla suçlandı, 'Atina'nın felsefeye karşı ilk günahı' olan Sokrates gibi döneminde telif edilen piyeslerde aşağılandı, komedi malzemesi yapıldı. 
 
Peki Aspasia'nın suçu ne idi? 
 
Aspasia'yayı heteira vasfı ile zikretmeye özen gösterenlerin niyet ve amaçları ne idi? 
 
'Heteira' kelimesi ile ilgili olarak ulaşabildiğimiz bilgiler, umumi olarak şu anlamlara geliyor: hayat kadını; soylu erkeklerin evlilikleri sırasında dahi birlikte olabilecekleri fahişeler; kültürlü ve eğitimli hayat kadınları; metres; mevkisi ulu fahişe; gözde fahişeler; kibar ve nazik hayat kadınları; fiziksel güzelliği ile orantılı zeki ve bağımsız, özgün ve amatör olmayan fahişeler. 
 
Heteiralar o günkü Yunan toplumunda dışlanan, illegal bir kesim değil, insanların bildiği, tanıdığı meşhur olanlarının isimleri dilden dile aktarılan bir kesim. Kaynaklar ve ulaşabildiğimiz bilgiler ışığında incelediğimizde, Aspasia'nın bu şekilde tavsif edilmesi, kabaca iki sebebe bağlanabilir gibi duruyor; muarızları tarafında Perikles'i küçük gösterme ve Aspasia'nın kendisini yalnızlaştırma (fikirlerini itibarsızlaştırma) sureti ile fikirlerinin ok edilmesi. Siyasi yaptırımları itibariyle baktığımızda Perikles'in hanımı veya sevgilisi olan birine bu iftiranın atılması o dönem itibariyle rahat ortamın kaldırabileceği bir durum olabilir, kaldı ki bu tavsif sağlığında dillendirilmekle beraber, Aspasia'nın ölümünün sonrasında kitaplara geçecek, nakledilecek kadar dillendirilmiştir, işlenmiştir. Fikirleri ile savaşılamayan, fikirleri ile mücadele edilemeyen bir kadının namusuna, iffetine iftira yolu ile saldırmak herhalde çok basit ve rahat görünmüş olabilir. Zira yanında kim olursa olsun bir kadının, ötekileştirilmesine, cinsiyet merkezli bir okuma (da) gayet elverişli olsa gerek. Aspasia'nın gerek muhitinde ki insanlar ve gerekse içtimai konumu itibariyle böyle bir yaşamı olmuş ise tarih ilmi açısından, bu iddiayı dillendiren kaynaklarda birlikte bulunduğu en azından birkaç kişinin ismi de net olarak geçmesi gerekirdi. 
 
"Miletoslu Aspasia İonia ruhuyla felsefeye yaşam soluğu taşıdı. Atina toplumunda kendisi yabancı biri, hem kadın olarak yabancı biriydi ama bu onun düşünsel-politik yaşamda büyük bir atılımı başardığı gerçeğini değiştirmez. Belki de Aspasia'nın komedi yazarlarının saldırı hedefi haline gelmesinin asıl nedeni de buydu. Onun heteira olduğunu söylemek halk arasında hiçbir kabul göremezdi ama onun cinsellik dolayımında Perikles'i etkilediği ve hatta onun istemesinden dolayı savaşlar yaptığı söylendiğinde durum daha farklı bir nitelik kazanabilirdi. Yine de tüm bu iddialar Aspasia'yı yok etmek için yeterli değildi. O nedenledir ki; Aspasia tanrıtanımazlıkla suçlandı, aynı Anaksagoras gibi. Aspasia'yı kötüleme, aşağılama ve yok etme girişimleri bu suçlamayla doruğa ulaştı ve hakkında dava açıldı. Perikles mahkemede Aspasia'yı savundu ve sonunda suçsuz bulundu. " (Erkızan, Hatice Nur ve Çğçen, A. Kadir; Felsefe Tarihi 1 Antik Çağ ve Orta Çağ Felsefe Tarihi; Sentez Yayıncılık; 2. baskı; sh 84)
 
Aspasia, Perikles sayesinde kurtulmuştu. Meşhur tabirle, ucuz yırtmıştı... 
 
Ama tarihte Aspasia kadar şanslı olmayan kadınlar da olacaktı ne yazık ki... 
 
Eğitimli, eli kalem tutan ve dünyalar tatlısı çocuklara sahip bir kadın olarak Sylvia Plat, bu kadar şanslı değildi ve hayata fazla tutunamamıştı. "Sorumluluklardan kaçmak, bir sefil gibi sürünerek ana rahmine dönmek için kendimi öldürmek istiyorum.'' diyen Syvia Plat, ne yazık ki bir kadın olarak çevresinde 'hayat eli'ni uzatanları bulamadı. 
İnanıyorum ki, Syvia Plat'ın acısını muhtemelen hiç kimse anlayamayacak ama O, acısını ne güzel ve naif söylemiş:
 
"Ölüm çok güzel olmalı,
yumuşak, kahverengi toprakta yatmak,
birinin başının üzerinde çimlerin dalgalanması, ve sessizliği dinlemek.
Zamanı unutmak, hayatı affetmek, barışta olmak…"
(Belki de Sylvia Plat, Sokrates kadar da şanslı değildi, zira Sokrates, mistik tasavvuruna bağlı olarak kaçma imkanı var iken, kaçmayıp ölüm şerbetini yudumlamıştı. Lakin Plat'in sığınacağı bir mistik tasavvurunun da olduğunu sanmyıyorum...) 
 
Syvia Plat'in arkasından, Nilgün Marmara da bu acı gerçeği tattı... Virginia Woolf'u yad ederek belirtmem gerekir ki; bu makus talih içerisinde kadınların kendilerine ait oda istemelerini 'anlayabiliyorum', anlayamayanların öncelikle kadınları da bu makus talihten kurtarmaları gerekir.
 
Dün de böyle idi, bugün de böyle...
 
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.