clubfamilia2021sol
clubfamilia2021sag
clubfamilia2021


Almanya'da, Türk bilim insanı, belli tip proteinlerin kaslarda ve sindirim sisteminde birikerek yaşlanmaya yol açtığını tespit etti, bu proteinler değiştirilerek yaşlılığın etkisi azaltılabilir
Almanya'da, Türk bilim insanı, belli tip proteinlerin kaslarda ve sindirim sisteminde birikerek yaşlanmaya yol açtığını tespit etti, bu proteinler değiştirilerek yaşlılığın etkisi azaltılabilir
TEKNOLOJİ / 12 Ağustos 2021
İşte tüm detaylar...
Almanya Köln Üniversitesi araştırmacısı Dr. Seda Koyuncu, yaşlanmanın şifresini çözdü. Saygın bilim dergisi Nature'da da yayınlanan araştırmada, Türk kızı Koyuncu, belli tip proteinlerin kaslarda ve sindirim sisteminde birikerek yaşlanmaya yol açtığını tespit etti. Bu proteinler değiştirilerek yaşlılığın etkisi azaltılabilir.
 
Türkiye’de ODTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nü bitirdikten sonra 2012’de master çalışmaları için Bilkent Üniversitesi’nde akademik hayatını sürdüren Dr. Seda Koyuncu, doktora öğrenimi için 2014’te Almanya’ya Köln Üniversitesi’ne gitti.
 
Doktora sonrası araştırmacı olarak CECAD Yaşlanma Araştırmaları Merkezi’nde Prof. Dr. David Vilches ile çalışmaya başlayan Dr. Koyuncu, 4 yıldır sürdürdüğü araştırmasının dünyanın en saygın bilim dergisi Nature’da yayınlanmasıyla bilim dünyasının dikkatlerini üzerine çekti.
 
Dr. Koyuncu’nun yürütücülüğünde 5 kişilik bir ekiple yapılan çalışma ile yaşlanmanın en önemli şifrelerinden biri daha çözüldü ve dünyada ilk kez bağırsak, kas ve nöron hücrelerinde sentezlenen belli tip proteinlerin vücutta birikmesiyle yaşlanmanın hızlandığı ortaya kondu.
 
Bu çalışma ile genetik manipülasyonla bu proteinlerin birikiminin durdurulması sonucu yaşlanmanın da geri döndürülebildiği ortaya çıkarıldı. Köln Üniversitesi’nin resmi sitesindeki ‘2021 yılı başarılı bilim kadınları’ listesinde yer almayı da başaran Dr. Koyuncu, araştırmasına dair tüm detayları anlattı.
 
 
NÖROLOJİK HASTALIKLAR İÇİN UMUT
 
Dr. Koyuncu, bu proteinlerin vücutta zamanla birikmesi ile kas ve nöron yani sinir sistemi hücrelerinde kayıplar yaşandığını söyleyerek “Bu da ALS ya da Huntington gibi çaresi olmayan ilerleyici nörolojik hastalıkların yanı sıra, kalp damar hastalıkları ve diyabet gibi kronik hastalıklara davetiye çıkarıyor. Bu proteinlerin genetik olarak manipüle edilmesiyle yaşlanma etkilerinin de geri döndürülebildiğini gözlemledik” dedi.
 
Araştırma başta ALS ve Huntington gibi çaresi bulunmayan ilerleyici nörolojik hastalıkların tedavisi olmak üzere, dünyada ölüme en çok neden olan diyabet ve kalp damar hastalıklarının yarattığı tahribatın da giderilmesinde rol oynayacak.
 
NÜFUS YAŞLANDIKÇA BU HASTALIKLAR DA ARTACAK
 
Artan yaşam süresiyle beraber Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre 2050 yılında 65 yaş üstü nüfus, dünya genelinde üç katına çıkacak. Bu da kanser, diyabet, kalp damar hastalıkları ve nörodejeneratif (yani nöron kaybına bağlı ortaya çıkan ilerleyici nörolojik hastalıklar) hastalıkların daha çok görülmesine yol açacak.
 
Çalışmanın bu açıdan kritik önem kazandığına dikkat çeken Dr. Seda Koyuncu, “Bu projede aslında temel olarak yaşlanma ile oluşan protein düzeyindeki değişimleri inceledik. Çalışmanın Nature dergisinde yayınlanması da çok önemliydi, çünkü özellikle doğa bilimleri alanında bu dergi, en prestijli dergilerinden birisi. 4 senedir süren bir çalışmaydı. Özel bir protein sinyalini araştırdık. Bu sinyalin proteinlerin yaşlanma süresini nasıl etkilediğini sistematik bir şekilde göstermiş olduk” diye konuştu.
 
 
SİNDİRİM SİSTEMİ, KAS VE NÖRON HÜCRELERİNİ ETKİLİYOR
 
Dr. Koyuncu, bu çalışmada buldukları iki proteinin aslında yaşlanma üzerinde çok ciddi etkileri olduğunu ve bu proteinlerden birini sindirim sistemini etkileyerek yaşlanmaya yol açtığını söyleyerek “Sadece bu dokuya bile etki etmemizin genel olarak bütün vücut yapısında önemli değişikliklere neden olduğunu söyleyebilirim. Diğer protein ise kas ve sinir sistemini etkileyerek yaşlanmayı artırdığını gözlemledik. Bunları genetik değişikliğe uğratarak, yaşlanmayı tersine çevirebileceğimizi, daha geciktirebileceğimizi gösterdik” dedi.
 
 
Dr. Koyuncu, çalışmayı bir solucan türü olarak bilinen C-elegans adlı organizma dışında farklı insan dokularında da yaptıklarını vurguladı: “Farklı dokularda nasıl etkisi olduğunu incelemiş olduk. Bunun için de hem model organizmayı hem de insanlardan alınan özel kök hücreleri (pluripotent kök hücreler) kullandık. Bu hücreler, embriyonik kök hücrelere benziyor. Yani mesela bu hücrelerden üç boyutlu olarak sinir sistemi hücresi ya da kas hücresi elde edebiliyorsunuz.”
 
“Normalde kök hücrelerimiz hariç tüm hücreler bebekliğimizden itibaren belli bir süreden sonra bölünme özelliğini kaybeder (yaşlanır). Bu hücreler ise özel kapasiteleri sayesinde sürekli bölünmeye devam edebiliyor. Biz de bu mekanizmanın nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışıyoruz. Bunu anlayabilirsek bu özel kök hücreler yaşlanmadığı için bu mekanizmayı insan vücudundaki diğer hücrelere de uygulayabileceğiz.”
 
“PROTEİN BİRİKİMİ ÖLÜME YOL AÇIYOR”
 
Dr. Koyuncu şu bilgileri de vererek sözlerini noktaladı: “Bazı proteinler zamanla birikiyor ve bu birikim sinir hücrelerinde (nöron) kayıplara / ölümlere yol açıyor. Yaşlanma tamamen engellenemese de bu çalışmalar, yaşlılığın daha sağlıklı bir şekilde geçirilecek hale getirilmesi açısından da önem kazanıyor. Özellikle sinir sistemi hastalıkları ya da şeker hastalığı, kardiyovasküler hastalıklarda önemli düzeyde protein birikimleri oluyor. Bu hastalıklarda olabilecek değişikliklere nasıl müdahale edilebileceğini anlamak açısından da çalışmamız önem taşıyor.”
YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.