Erdoğan: Önümüzdeki günlerde İlçe adaylarımızı açıklayacağız
Erdoğan: Önümüzdeki günlerde İlçe adaylarımızı açıklayacağız
SİYASET / 25 Aralık 2018
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM'deki grup toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk bütçesinin Meclis Genel Kurulunda görüşüldüğünü ve yapılan oylamayla kabul edildiğini hatırlattı.
 
"Her açıdan ülkemizin ihtiyaçlarına cevap veren 2019 senesini en verimli en başarılı, yeni hizmetlerle, yatırımlarla, birbirinden önemli projelerle değerlendirmemize imkan sağlayan bir bütçe hazırladığımıza inanıyorum." diyen Erdoğan, bütçenin verdiği imkanları en iyi şekilde kullanarak, tıpkı son 16 yıldır olduğu gibi gelecek dönemde de Türkiye'yi şahlandırmaya, zaferlerden zafere taşımaya devam edeceklerini dile getirdi. Erdoğan, "Rabbim sağlık, sıhhat ve güç verdiği müddetçe, mensubu olmaktan gurur ve onur duyduğumuz aziz milletimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Bütçe maratonunu başarıyla nihayete erdiren tüm dava arkadaşlarıma, Cumhur İttifakı ruhunu Genel Kurulda da yaşatan tüm milletvekillerine şükranlarımı sunuyorum." ifadelerini kullandı. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen bürokratlara, komisyonlarda görev yapanlara, yapıcı eleştirileriyle katkı sunanlara teşekkür ederek, dengelenme, disiplin ve değişim esasıyla hazırladıkları 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile 2017 yılı Kesin Hesap Kanunu'nun hayırlı olmasını diledi. 
 
"BÜTÇE DİSİPLİNİ ÖNCELİĞİMİZ OLMAYI SÜRDÜRÜYOR"
 
Erdoğan, 2019 yılı bütçe giderlerinin 961 milyar lira, faiz hariç olarak 843,7 milyar lira olarak planladıklarını hatırlatarak, 2019 yılı için bütçe gelirlerinin 880,4 milyar lira, vergi gelirlerinin 756,5 milyar lira, bütçe açığının 80,6 milyar lira, faiz dışı fazla rakamının da 36,7 milyar lira olarak belirlendiğini söyledi. 
 
Geride bırakılan yılın Merkezi Yönetim Bütçe Giderlerinin 821,8 milyar lira, bütçe gelirlerinin 749,6 milyar lira, bütçe açığının 72,1 milyar lira, faiz dışı dengenin de 4,3 milyar olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildiren Erdoğan, "Bütçe disiplini önceliğimiz olmayı sürdürüyor. Milletimizden topladığımız vergileri yine milletimizin istifadesine sunmayı esas alıyoruz." şeklinde konuştu. 
 
Erdoğan, AK Parti öncesi ve AK Parti döneminde toplanan vergilerin harcandığı yerlere ilişkin örnek vererek sözlerini şöyle sürdürdü: 
 
"2002 yılında faiz harcamaları bütçe giderlerinin yüzde 43'üne, vergi gelirlerimizin yüzde 86'sına karşılık geliyordu. Şu rakamlardaki hassasiyeti görüyor musunuz? Bir başka ifadeyle topladığımız her 100 liralık verginin 86 lirasını faiz ödemesine ayırıyorduk Bay Kemal. Şimdi bu oran ne oldu? 2017 yılı kesin rakamları itibarıyla bu oran yüzde 10'lar seviyesine geriledi. Demek ki topladığımız 100 liralık verginin sadece 10 lirasını faiz giderlerine, kalan 90 lirasını milletimize hizmet olarak harcıyoruz. Şayet faiz harcamaları 2002 seviyesinde devam etseydi önümüzdeki yıl 300 milyar liralık bir kaynağı milletimize eğitim, sağlık, güvenlik, ulaştırma, tarım, sanayi, imar hizmetleri vermek için değil, faiz ödemesi için kullanmak zorunda kalacaktık. Biz geçtiğimiz 16 yılda sadece ekonomiyi büyütmekle kalmadık, aynı zamanda temelini de sağlamlaştırdık. Şayet Ağustos ayındaki saldırıyı böylesine güçlü bir altyapıyla ve çelik gibi sağlam bir iradeyle karşılaşmamış olsaydık çok başka sonuçlarla karşı karşıya kalabilirdik."
 
"170 MİLYAR DOLAR RAKAMINI GÖRECEĞİZ"
 
Türkiye'nin, devlet ve millet olarak gösterilen dayanışma sayesinde, onca badireye, operasyona rağmen dimdik ayakta olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Son dönemdeki dalgalanmaların yol açtığı sıkıntılar elbette var ama hiçbiri aşamayacağımız şeyler değildir. Nitekim hızlı bir toparlanma sürecindeyiz. Ağustos ayı sonuna kıyasla döviz kurumuz  yüzde 18 değerlendi. Tahvil faizleri 360 baz puan geriledi. Risk primlerimiz de 200 puan iyileşme sağlandı. İş gücüne katılım oranımız yüzde 53,4 ile tarihimizin en yüksek oranına ulaştı. İşsizlik oranımızı, 2019'da yeniden tek haneli rakamlara düşürmeyi planladık ve bunu başaracağız." değerlendirmesinde bulundu. 
 
"İhracat yüzümüzü güldürmeye devam ediyor." ifadelerini kullanan Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti:
 
"Yıl sonu itibarıyla yeni bir rekor kırarak, buradan şimdi Bay Kemal'a bir müjde vermemiz lazım, 170 milyar dolar rakamını göreceğiz. Bu, Bay Kemal için müjde mi yoksa çok farklı bir şey mi olur bilemem. Daha önemlisi Bay Kemal, cari açık azalıyor. Gelişmeler bize, sene sonunda cari işlemler açığını 30 milyar doların altına çekmiş olacağımızı işaret ediyor. Enflasyonu da önümüzdeki yıl, hedeflerimize uygun seviyeye geriletmekte kararlıyız. Attığımız her adım büyümemizi, gelişmemizi, güçlenmemizi devam ettirmeyi hedefliyor. Mesela, önümüzdeki yıl satın alma paritesine göre, dünyanın 13'üncü büyük ekonomisi olmaktan bir sıra yükselişle 12'nciliğe yükseleceğiz. Satın alma paritesi, döviz kurundan etkilenmediği için ülkelerin ve toplumların gerçek ekonomik güçlerini gösterme bakımından oldukça anlamlı bir ölçüdür. Yeni ekonomik programımızın ilk bütçesini böyle önemli bir başarıyla taçlandıracak olmamızdan memnuniyet duyuyorum. Biz artık özellikle G20 toplantılarına girerken, bir taraftan dünyanın en büyük 17'nci ekonomisi olarak giderken, bir diğer taraftan da satın alma paritesine baktığımızda 12'nci ekonomi olarak gitmemizin ne denli önemli olduğunu varın düşünün."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 bütçesinin hizmet odaklı bir bütçe olduğunu söyledi. Gelecek yıl eğitime ayrılan kaynağı, bütçenin yüzde 17'sine denk gelen 161 milyar liraya çıkardıklarını anımsatan Erdoğan, sağlığa 157 milyar lira, altyapı yatırımları için ise 65,1 milyar lira kaynak aktardıklarını bildirdi.
 
Büyümenin lokomotifi olarak gördükleri özel sektörü desteklemek için 32,8 milyar liralık bir kaynağı bütçeye koyduklarını dile getiren Erdoğan, belediyelere ve il özel idarelerine verecekleri hizmetler için 93,6 milyar lira aktaracaklarını kaydetti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımsal desteklere 16,1 milyar lira, tarımsal yatırımlara 5,1 milyar lira diğer desteklere 5,3 milyar lira olmak üzere toplam 26,5 milyar liranın, tarım sektörü için kullanılacağını söyledi. 
 
CHP Sözcüsü'nün "esnaf kepenklerini kapatıyor, çiftçi tarlalarını satıyor" dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bak burada ben rakamlar açıklıyorum. Bunlar resmi bütçede. Sen, size ait olan hayali bütçeden konuşuyorsun. Biz, bugüne kadar sürekli olarak çiftçimizin, esnafımızın yanında olduk. Tavsiye ederim iş bilen adamlarınıza bir sorun da güya sözcüleri de bu işlerden biraz anlar havalarda dolaşıyor, bir sor bakalım. TOBB'a sor, TİM'e sor, oralardan bir araştır, ne kadar bu yıl içerisinde esnaf veya şirket faaliyete girdi, ne kadar da kapandı? Bir sor bakalım, sana nasıl bir rakam verecekler? Ben söyleyeyim sana; 6'da bir. 6 açıldıysa bir kapandı. Biz böyle çalışıyoruz ama bunların dünyadan haberi yok. Ne olup bittiğinden haberi yok. Bu rakamları Türkiye İhracatçılar Meclisi ile DEİK toplantısında bunları açık açık anlattım. Dedim ya bunların hayatı yalan üzerine kurulu."
 
"BES'TEKİ KATILIMCI SAYISI 7 MİLYONU BULDU"
 
Tasarrufun, sürdürülebilir bir büyümenin temel şartlarından olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, halihazırda BES'teki katılımcı sayısının 7 milyonu, birikmiş fon ve devlet katkısı tutarının ise 87 milyar lirayı bulduğunu bildirdi.
 
Sistemi yaygınlaştırmak, çok daha cazip hale getirmek için çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Erdoğan, bu amaçla 2019 bütçesinde devlet katkı payı olarak 4,1 milyar lira daha ayırdıklarını belirtti.
 
Erdoğan, "Unutmayalım devleti yaşatmak için insanı yaşatmamız gerekiyor. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Bu anlayışla uyguladığımız sosyal yardım projeleri için 62,1 milyar lira kaynak tahsis ettik." dedi.
 
Çalışanların ve ücretlilerin geçim seviyesini yükseltmek için her türlü tedbiri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Biliyorsunuz daha önce gıdadan giyime, ilaçtan eğitime, turizmden zirai araçlara kadar pek çok alanda KDV indirimleri yapmıştık. Asgari ücretli olup da üç çocuğu bulunanların aylık vergi yükünü sıfıra kadar indirmiştik. Basit usulle vergilendirilen esnaflarımızın 9 bin liraya kadar olan kazançlarını vergi dışı bırakmıştık. Genç girişimleri desteklemek için yıllık 75 bin liraya kadar vergi muafiyetleri getirmiştik. Yatırımcılarımız ve işletmecilerimizin üzerindeki damga vergisi, harç ve benzeri yüklerin maliyetlerini önemli ölçüde azalttık. Geçtiğimiz yılda döviz kurunda yaşanan dalgalanmanın vatandaşlarımız üzerindeki olumsuz etkisini hafifletmek için akaryakıt ürünlerinin fiyatlarını sabit tutmak amacıyla vazgeçtiğimiz ÖTV tutarı 8 milyar liranın üzerindedir. Enflasyonla mücadele ve ekonomiyi canlandırma kampanyası çerçevesinde de beyaz eşyadan mobilyaya, motorlu taşıtlardan inşaata pek çok sektörde KDV, ÖTV, harç indirimleri yaptık. Önümüzdeki dönemde vergi politikalarını bütüncül ve adil bir anlayışla gözden geçirecek, yatırım, üretim ve istihdam teşviklerine devam edeceğiz." 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda 2019 ve 2020'de ilk defa işe alınacak her işçinin asgari ücret üzerinden tüm sigorta ve vergi giderlerini devletin üstleneceğini duyurdu.
 
Kadın, genç ve engelli istihdamındaki teşvik süresini 12 aydan 18'e çıkardıklarını bildiren Erdoğan, "İmalat sanayinde yatırım teşvik belgesi şartı aranmaksızın 2019 yılı boyunca; araştırma geliştirme faaliyetlerinde ise süre sınırı olmaksızın yeni makine ve teçhizat alımlarında KDV alınmayacak." dedi.
 
TURİZMDE İYİ BİR YILI GERİDE BIRAKIYORUZ
 
Turizmde çok iyi bir yılı geride bıraktıklarına işaret eden Erdoğan, "Önümüzdeki yıl yeni ve daha büyük atılımların hazırlıkları içindeyiz. Bu çerçevede 2019 yılını 'Göbeklitepe Yılı' olarak ilan ediyoruz." dedi.
 
Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Tabii sadece Göbeklitepe Yılı ilan ederken onunla kalmayacağız ve bu çerçevede Gaziantep de bu işin içinde olacak, Mardin de aynı şekilde bu işin içerisinde olacak, Adıyaman da aynı şekilde bu işin içerisinde olacak, beş ilimizi bu işin içerisine almak suretiyle bölgeyi Göbeklitepe Yılı'nda ayağa kaldıracağız. Biliyorsunuz 2018 yılını da Truva Yılı ilan etmiştik ve bölgede turizme yüzde 60 canlılık getirmişti. Şanlıurfa'da atılan bu adımla inanıyorum ki çok daha büyük bir sıçramayı orada yaşayacağız. Anadolu'nun insanlık tarihindeki yerini ortaya koyan bu kadim yerleşim alanı tüm dünyanın dikkatini çekecek önemde bir değerdir. İnşallah en kısa sürede Şanlıurfa'ya gidip açılışını bizzat yapacağız. Tabii şimdiden Şanlıurfalı arkadaşlarım çalışmalarına hazırlansınlar."
 
Erdoğan, vatandaşlara ve iş dünyasına yönelik bazı müjdelerini paylaştı.
 
"Bunu özellikle Bay Kemal'in dinlemesi lazım. Hani 'hiçbir şey yapılmıyor' diyor ya, şimdi nelerin yapıldığını iyi duyması lazım ama onu bir kanara koyalım, milletim duysun yeter" diyen Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Yılbaşından itibaren elektrik fiyatlarında konutlarda yüzde 10 indirim yapıyoruz. Aynı şekilde konutlarda ve küçük-orta ölçekli işletmeler ile ticarethanelerde kullanılan doğal gazın fiyatında da yüzde 10'luk bir indirime gidiyoruz. Elektrik ve doğal gaz indirimlerinin milletimize hayırlı olmasını diliyorum. İş dünyamızda da özellikle istihdam alanında katkı sağlamak için bazı destekleri uygulamaya geçiriyoruz. Bu çerçevede ilk olarak bölgesel istihdam teşvikini bir yıl daha uzatıyoruz. Halen 51 ilimizde ve 2 ilçemizde işverenlere sağladığımız 6 puanlık SGK teşviki devam edecek. 2018 yılında 9 ay olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 12 ay boyunca vereceğiz. Bu destek 500 ve üzeri sigortalı çalıştıran işyerleri için 101 lira, 500'ün altında sigortalı çalıştıran işyerleri için ise 150 lira olacaktır."
 
Erdoğan, sigorta prim teşviki uygulamasının gelecek yıl 500 ve üzeri sigortalı çalıştıran iş yerleri için 3 puan, 500'ün altında sigortalı çalıştıran iş yerleri için ise 5 puan olarak uygulanacağını belirterek, bu teşviklerin de iş dünyasına hayırlı olmasını diledi.
 
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 2019 için asgari ücreti net 2 bin 20 lira olarak açıklandığını anımsatan Erdoğan, "Nasıl buldunuz? Oylayalım, kabul edenler? Oy birliğiyle kabul edilmiştir. Zaten işveren, işçi, bütün sendikalar burada adeta ittifakla kararı aldılar ve Bakanımız da açıklamayı yaptı." diye konuştu.
 
"ASGARİ ÜCRET NET 417 LİRA ARTTI"
 
Bekar bir işçinin ücretini ifade eden bu rakamın, evli ve çocuklu olma durumuna göre daha da yükselebildiğine dikkati çeken Erdoğan, asgari ücrette yüzde 26'nın üzerinde bir yükseliş gerçekleştiğini vurguladı.
 
"Şu artış çok önemli. Bunu Bay Kemal'in çok iyi bilmesi lazım ama anlamaz." ifadesini kullanan Erdoğan, asgari ücretin net 417 lira arttığını hatırlattı.
 
İşçiler ve işverenler için olabilecek en iyi rakamı belirlemek amacıyla yürütülen uzun ve yoğun çalışmalar sonucunda ortaya çıkan bu rakamın Türkiye'ye hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, yeni yılın bu müjdelerle karşılanmış olmasının bütün hanelere sevinç, bereket getireceğini söyledi.
 
Bütçe görüşmelerinin aynı zamanda bir turnusol kağıdı olduğunu, bunun siyasi partilerin teraziye çıktığı, bütçeyle ilgili fikirlerini paylaşırken aynı zamanda ülkeye dair hedeflerini, hayallerini, projelerini de ortaya koydukları arenalar olduğunu anlatan Erdoğan, "Gerek komisyonlardaki gerekse Genel Kuruldaki bütçe görüşmelerinde şu hakikati bir kez daha görme imkanı elde ettik, Meclis'teki ana muhalefet koltuğu münhal durumdadır. Böyle bir ana muhalefet olmaz. Bunların o edep, adaptan yoksun, kavgacı ruhuyla muhalefet olmaz." diye konuştu.
 
"VARAMAZSINIZ BİR YERE"
 
Ana muhalefet partisinin bütçe görüşmelerindeki tavrını eleştiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Oradaki kullandıkları ifadeler, cumhurbaşkanından başbakanına, bakanlarımıza kadar kullandıkları ifadeler gerçekten yenilir yutulur değil. Aynı ifadelerle bunlara cevap vermek zaten bizim haddimize değil. Türkiye'nin son 16 yılda mesafe alamadığı, üstesinden bir türlü gelemediği en büyük sorunu nedir biliyor musunuz? İşini doğru düzgün yapan bir ana muhalefet partisine sahip olamamaktır. Hele hele Milli Savunma Bakanımıza yapılan hakaretler yenilir yutulur hakaretler değildir. Bu edep yoksunu kişilerden ne yazık ki ana muhalefetin orada genel başkan yardımcısı var veya sıfatı nedir onu da doğru dürüst bilmiyorum, bilmeme de gerek yok zaten, bu adamlarla ana muhalefet politika yapıyor. Varamazsınız bir yere."
 
Ana muhalefetin, dersine çalışmayıp, ev ödevini hiç yapmayıp, yalan yanlış rakamlarla günü savuşturmanın gayretinde olduğuna değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Son 16 yılın Türkiye'de gerçeği budur ama milletimize bunu anlatmamız gerekiyor. Onun için de gerek milletvekillerimiz gerek tüm teşkilatlarımız bunu milletimize iyi anlatmalı. İyi anlatmalı ki milletimiz bu gerçekleri görsün, bilsin, 31 Mart'ta da bunlara demokratik dersi sandıklarda en güzel şekilde versin." 
 
Erdoğan, "Bunlar yeri gelir, terör örgütü ile elele, kolkola yürürler. Yeri gelir onların dili ile konuşurlar. Yeri gelir bu vatana millete onların ağzı ile saldırırlar ve onları savunurlar. Yeri gelir teröristlerin ileri gelenlerini cezaevlerinde gidip ziyaret ederler. Niye? Bunların böyle bir hassasiyeti yok." dedi. 
 
Tüm enerjisini, mesaisini ve eline geçen her fırsatı; şiddeti, sokak terörünü ve bölücü yandaşlarını aklamak için kullanan ana muhalefet partisinin, ülke ve demokrasinin gelişmesinin önündeki en büyük engel olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bunlar kalkıp da kabinemizin Milli Savunma Bakanına bu şekilde saldırabilme edepsizliğini yapmışlardır. Bunlara gerekli dersi tabii ki yargıda vermek durumundayız, vereceğiz de. Çünkü bunlar ancak o dilden anlarlar. Önce tazminat sonra ceza. Bu ülkede 40 yılı aşkın silahlı kuvvetlerimiz de görev yapmış, şu anda da Milli Savunma Bakanlığı yapan, kabine mensubu arkadaşımıza bu şekilde saldırma hakkına bunlar sahip değil."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partililerin slogan atması üzerine, "Gençler, Ankara havaya girdi. Geçen telefonla kendileriyle görüşmemizi yaptık. Fakat yeterli değil, o gün salonda iki bin kişi vardı. Ankara'ya iki bin kişilik gençlik toplantısı yakışır mı? Yakışmaz. Daha fazla olacak. Ankara Kapalı Spor Salonunu dolduracaksınız." ifadelerini kullandı. 
 
Ana muhalefet partisi ve bölücü terör örgütünün siyasi uzantısının, yeni hükümet sisteminin ilk bütçe görüşmelerinde çok kötü sınav verdiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Elbette biz bölücü örgütün Meclisteki taşeronlarının asıl karın ağrılarının farkındayız. Bunun için de onların söylediklerini, hakaretlerini, çirkefliklerini nazarı dikkate almıyoruz. Onların Kandil'deki terör baronlarından icazet almadan bir kelime dahi edemediklerini, edemeyeceklerini gayet iyi biliyoruz. Şu anda açıklamıyorum ama bugün yarın sizlere bu konuda da gayet önemli müjdeler verebiliriz. Onlardan demokrasimiz adına da bir katkı beklemiyoruz. Mecliste bulunma sebepleri Türkiye'nin önünü açacak bütün projeleri sabote etmek olanların, milletimizin birlik ve beraberliğine katkıda bulunmaları elbette mümkün değildir. 
 
2019 bütçesinin; içeriği, hedefleri, Türkiye'ye kazandıracakları itibariyle bölücü örgütün siyasi uzantılarını rahatsız etmesi gayet doğaldır. Bizim asıl merak ettiğimiz, CHP'nin rahatsızlığıdır. Her açıdan ülkemizi bir adım daha ileriye taşıyacak bu bütçeden niçin CHP milletvekilleri rahatsızlık duyuyor? Neden CHP sözcüleri bölücü örgütün uzantılarıyla aynı argümanları, aynı dili kullanarak bütçeye saldırıyor.  Bu soruları sadece biz değil, en başta CHP'ye oy vermiş vatandaşlarım olmak üzere, 81 milyonun tamamı soruyor, cevaplarını da merak ediyor. Atalarımız, 'üzüm üzüme baka baka kararır' diyor. Anlaşılan CHP'liler seçim ittifakı kurarak Meclis'e taşıdıkları bölücü örgütün uzantılarıyla teşrikimesai yapa yapa giderek onlara benzemeye başladılar."
 
"İTTİFAK CHP'LİLERİN KİMYASINI İYİCE BOZMAYA BAŞLADI"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Haziran seçimleri için kurulan ve 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde iyice pekiştirilen ittifakın, CHP'lilerin kimyasını iyice bozmaya başladığını söyledi.
 
Bütçe üzerinde partilerinin görüşlerini ifade etmek üzere söz alan CHP yöneticilerinin açıklamalarına bakıldığı zaman, bütçe ile ilgili dişe dokunur tek bir söz ve fikir dahi bulunamadığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Onun yerine ne var? Bol hakaret, hamaset, yalan, iftira, manipülasyon var? Sokak çetelerine övgü, Türkiye karşıtlarına sunulmuş bolca malzeme var. Mesela bir tanesi çıkmış, bütçe yerine sadece kendinden, kendi egosundan bahsediyor. Diğeri Gazi Meclisin kürsüsünü, gezi olaylarının tertipleyicilerini aklamak için kullanıyor. Bir başkası, 52 vatandaşımızın hayatına mal olan 6-8 Ekim olaylarını kışkırtan şahsın gönüllü avukatlığına soyunuyor. Bununla da kalmıyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin art niyetli kararını gündeme taşıyarak Türk mahkemelerine, hakim ve savcılarına saldırıyor. Kurban eti dağıtırken şehit edilen Yasin Börü'den ve 6-8 Ekim olaylarının diğer kurbanlarından hiç bahsetmeyen bu şahıs, yargımızın verdiği kararları eleştirerek safını da ortaya koyuyor. 
 
Tüm bunları da bölücü örgütün siyasi uzantılarının kullandığı tezlerle, argümanlarla yapmaya çalışıyor. Siz değil misiniz çocuk katilleri? Siz değil misiniz kadınların katilleri? Siz değil misiniz yaşlıca nice insanların katilleri? Siz değil misiniz iş makinelerinin başında çalışırken bombalanarak öldürülen mühendislerimizin katilleri? Siz değil misiniz öğretmenlerimizi dağa kaçıranlar? İşte bu CHP, bu örgütün yanında yer alıyor. Bu CHP, desteklenen, şu anda Parlamentodaki bu temsilcilerinin yanında yer alıyor, onlarla omuz omuza yürüyor. Kime neyi anlatıyorsunuz? Biz bunların cemaziyelevvellerini de iyi biliriz. Onun için CHP'lilerin bu eş başkana karşı son günlerde artan muhabbetlerinin, ilgi ve alakalarının kaynağı elbette düşündürücüdür. Ancak açık söylüyorum. Bu tablo asla bizim için sürpriz değildir. Çünkü biz CHP'nin son dönemdeki sicilini çok iyi biliyoruz."
 
Erdoğan, Gezi olaylarında, ağaç bahanesiyle esnafın dükkanın yağmalandığını, polise kurşun sıkıldığını, sokakların haftalarca yakılıp yıkıldığını anımsattı.
 
İstiklal Caddesi'nden, Dolmabahçe'ye, Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne, Başbakanlık Ofisi'ne kadar nasıl saldırıldığını, saldırganların ellerinde bira şişeleriyle Bezmialem Valide Sultan Camisi içerisinde nasıl bulunduklarını gayet iyi bildiklerini ifade eden Erdoğan, "Bütün bunların organizasyonunun içerisinde bay Kemal'in nasıl rol üstlendiğini de gayet iyi biliyoruz. Bunları unutmayacağız, unutturmayacağız. Bunları vatandaşlarımıza birer birer anlatacağız, eğer anlatmazsanız, sizler de vebal altında kalırsınız. İstiklal Caddesi esnafının dükkanlarının cam ve çerçevelerini kimlerin indirdiğini, kimlerin buraları yağmaladığını anlatacağız. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür." diye konuştu.
 
Erdoğan, "CHP'nin, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünü FETÖ'cü alçakların servis ettiği montaj kasetler ile günlerce Meclis kürsüsünde nasıl yayınladıklarını" iyi bildiklerini söyledi. 
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, o gece, Atatürk Havalimanı'nda tankların arasından danışıklı dövüş ile geçip Bakırköy Belediyesine giderek kahvesini yudumlarken, darbe sürecini nasıl izlediğini de iyi bildiklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Beyfendiye haber verilmemiş... Biz bütün televizyon kanallarında her şeyiyle bunu duyurduk. On binler, milyonlar meydanlara döküldü, beyfendiye özel davetiye çıkaracaktık... Ne oldu? Bütün bunlara rağmen kendisini 7 Ağustos'ta, 'dayanışma günü' diye ifade ettiğimiz mitinge davet ettim. Bir gün, iki gün cevap yok. Son gün beyfendinin katılacağına dair haber geldi. Orada, hayatında görmediği bir katılımı gördü. Fakat o süreç de uzun sürmedi. Birkaç gün sonra o barış, dayanışma, kardeşlik vesaire her şey unutuldu, tekrar saldırmaya başladı. 'Biz 7 Ağustos dayanışmasında yokuz' demeye başladı. 
 
Çünkü bunların ruhunda birlik beraberlik yok, bunların ruhunda sürekli olarak ülkenin barışına bombayı atmak var. CHP'nin başındaki zatın bölücü terör örgütü mensuplarına nasıl 'cici çocuk', 'çiçek çocuk' muamelesi yaptığını, onları nasıl 'arkadaşlar' diyerek aklamaya çabaladığını ekran ekran gezerek PYD, YPG'yi nasıl meşrulaştırmaya çalıştığını da gayet iyi hatırlıyoruz. Bu sebeple CHP'nin yaşadığı savrulmaları, gün geçtikçe ittifak ortaklarına daha çok benzemesini doğrusu çok da şaşırtıcı bulmuyoruz. Ecdadımız, 'söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu' diyor.  Biz de CHP'nin bu yoldaşlarına bakarak kim olduğunu, kime benzediğini, nereye doğru gittiğini görebiliyoruz. Bu durum karşısında sadece, Allah CHP seçmenine sabır versin diyorum." 
 
"CHP'NİN SAMİMİ YÜZLEŞMEYE İHTİYACI OLDUĞU AÇIKTIR" 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, duran bir saatin günde iki kez doğruyu gösterdiğini, CHP'lilerin de nadiren de olsa doğruyu söyleyebildiğini belirtti. 
 
Bütçe görüşmeleri sırasında söz alan bir CHP yöneticisinin, "15 Temmuz ile yüzleşmedik" diyerek doğru bir şey söylediğini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"CHP, 15 Temmuz ihaneti sırasında sergilediği gayri milli tavırla halen yüzleşmemiştir. Bu da böyle bilinsin. O gece darbeci alçaklarla anlaşıp tankların açtığı yoldan Bakırköy'e kaçan genel başkanlarının korkaklığıyla yüzleşmemiştir. Şimdi kendi adamları onunla ilgili neler söylüyor. Silkeliyorlar, indirip, kaldırıyorlar. Daha öncesinde ise 17-25 Aralık girişimindeki FETÖ'ye destek veren politikalarıyla yüzleşmemiştir. Devletimiz FETÖ ile mücadele ederken basın özgürlüğü bahanesiyle FETÖ'nün paçavraları önünde tuttukları nöbetlerle yüzleşmemiştir. Sırf hükümete vurmak için haftalarca Meclis kürsüsünü FETÖ'nün montajlarına tahsis eden fırsatçılıklarıyla da yüzleşmemiştir. Çukur eylemleri sırasında bölücü örgütün şehirdeki uzantılarına canlı kalkan olan tavırlarıyla yüzleşmemiştir. Gezi olayları esnasında duvarlara ne yazdıklarını hatırlıyorsunuz değil mi? 'Zulüm 1453'te başladı' Bunu yazan vatan, millet düşmanlarına destekle yüzleşmemiştir. Bu yazılar bunların belediyelerinin olduğu yerde duvarlara yazılmıştır. Yazıklar olsun. 
 
Eğer bu ülkede zulmün 1453'te başladığını söyleyecek tıynette, ahlaki yönden nasipsiz olanlar varsa... Önce belediyelerine 'anında bunları silmeniz gerekir' demeniz gerekirken bunlarla iftihar ettiniz. 27 Nisan e-muhtırasında darbeye çanak tutan eylemleriyle yüzleşmemiştir. 367 krizi sırasında milli iradeyi hiçe sayan politikalarıyla yüzleşmemiştir. Cumhuriyet mitinglerindeki darbe çığırtkanlıklarıyla yüzleşmemiştir. CHP, merhum Menderes'e yaptıkları zulümle, 1960 ihtilalindeki darbe severliğiyle, merhum Özal'a attıkları iftiralarla henüz yüzleşmemiştir. CHP'nin gerçek anlamlada bir özeleştiriye, kendi geçmişi ile yapacağı samimi yüzleşmeye ihtiyacı olduğu çok açıktır."
 
Erdoğan, AK Parti olarak kendi muhasebe ve murakabelerini hep yaptıklarını, güçlerini de buradan aldıklarını söyledi.
 
"Şimdi öz eleştiri sırası CHP'dedir." diyen Erdoğan, CHP'nin "yasakçı, baskıcı ve darbeci mazisiyle bir an önce yüzleşmek zorunda olduğunu" dile getirdi. Erdoğan, "Temennimiz, CHP'nin siyasi tarihimizdeki kötü sicilini gerçek bir öz eleştiriye tabi tutması, böylece çirkef siyaset dilini bir tarafa bırakarak Türkiye'ye yakışan bir ana muhalefet partisi kimliğine kavuşmasıdır. İnşallah 31 Mart seçimleri, milletimizin bu kifayetsizliğin ötesinde ülkeye zarar verme noktasına gelen CHP zihniyetinden kurtulmasının miladı olacaktır." dedi.
 
AK Parti ana kademesinden, kadın kollarından ve gençlerden çok çalışmasını isteyen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Milletimizin bize oy vermeye mecbur veya mahkum olmadığını unutmamalıyız. Gönül seferberliği, gönül belediyeciliği... Bunu yapacağız. Biz, yaptığımız hizmetlerle, inancımızla, duruşumuzla, ahlakımızla, tevazumuzla, çalışkanlığımızla, samimiyetimizle milletin gönlüne girmek ve bu suretle başarıya ulaşmak durumundayız. Kendini milletin üzerinde görenin sonu, CHP gibi olur. AK Parti, kuruluşundan itibaren attığı her adımı, uyguladığı her politikayı, milletimiz ile birlikte hayata geçirmiştir. Böyle olduğu içindir ki 16 yılda girdiğimiz 14 seçimden de zaferle çıkmayı başardık. Kuruluşumuzdan bugüne kadar her kim AK Parti'nin varlık sebebi olan bu ilkelerinden sapmışsa hem milletimizin gönlünden hem de partimizin saflarından uzaklaşmış olur. Milletimizin gözünden düşen bizim de gözümüzden düşer.
 
Bunun için her seçimde milletimizin karşısına en doğru, en ideal adaylarla çıkmanın gayreti içindeyiz. Önümüzdeki seçimler için uzun süredir aday tespit çalışmaları yürütüyoruz. Şu ana kadar 74 büyükşehir veya il belediye başkanımızın ismini ilan ettik. Önümüzdeki günlerde şehir şehir veya bölge bölge ilçe adaylarımızı kamuoyuna açıklamaya başlıyoruz. Hedefimiz ocak ayının ortasına kadar bu süreci büyük oranda tamamlayıp, mahalli seçimler manifestomuzu milletimizle paylaşmaktır. İsmini ilan ettiğimiz adaylarımızın gece gündüz çalışmaya başladıklarına inanıyorum."
 
"YAPMAMIZ GEREKEN TEK ŞEY..."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalan il adaylarıyla ilçe adaylarının isimleri açıklandığı andan itibaren teşkilatlardan seçim gecesine kadar devam edecek "geceli gündüzlü bir çalışma" beklediğini vurgulayarak "Yapmamız gereken tek şey, bir AK Parti'li gibi davranmaktır. Tüm dava arkadaşlarıma, yol arkadaşlarıma güveniyorum. 31 Mart'ta AK Parti bayrağını bir kez daha zirveye dikeceğinize yürekten inanıyorum." dedi.
 
Erdoğan, konuşmasını, "31 Mart akşamı yerel yönetimlerde tekrar tek başımıza iktidarımızı ilan etmeye var mıyız? Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Gönüllere girmeye var mıyız? Sıkmadık el bırakmamaya var mıyız? Allah yar, yardımımız olsun." sözleriyle bitirdi.

 

YORUM YAZ
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.